MR'larımız alarm veriyor!

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

mesudeersan@diken.com.tr

Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Can Çevikol, kamu ve bazı üniversite hastanelerinin radyolojik tetkiklerle ilgili uygunsuz ve denetlenmeyen hizmet alımlarının toplum sağlığını riske attığını söyledi. Hastane yönetimlerinin baskısı, şirketlerin kar hırsı, tetkiklerin daha fazla sayıda ve standart dışı yapılmasına yol açıyor.

Hizmet alımları üç ayrı şekilde yapılıyor: Ya sadece tetkikler ya yapılan tetkiklerin raporlanması ya da her ikisi birlikte.

Hastalıkların taranması, tanı ve izleminde radyolojik yöntemlerin kullanılması son derece önemli. Tetkiklerin uygun teknikle yapılması ve doğru yorumlanması, tedavi seçiminin en önemli basamağını oluşturuyor.

Sağlık Bakanlığı’nın 2022 istatistiklerine göre hastanelerde MR cihaz sayısı 2022 yılında 960’tan 973’e, BT cihaz sayısı 1271’den 1331’e, doppler ultrason cihaz sayısı 6 bin 828’den 7 bin 597’ye, EKO cihaz sayısı 2 bin 850’den 3 bin 35’e ve mamografi cihaz sayısıysa 964’ten 973’e yükseldi. 2022’de gama kamera, PET ve radyoterapi sayısı sırasıyla 264, 157 ve 258 oldu. Yine bakanlığın 2021 istatistiklerine göre, yılda 16 milyon 195 bin 684 MR, 19 milyon 400 bin 287 BT çekiliyor.

Muayene yöntemi olarak kullanılıyor

Türk Radyoloji Derneği’nin Antalya’da düzenlediği 44’ünci Ulusal Radyoloji Kongresi’nde konuşan Can Çevikol, radyolojik incelemelerin giderek artan talebin karşılanmasının güçleştiğini söyledi.

Çevikol, bunun en önemli nedeninin hekimlerin hastalara yeteri kadar zaman ayıramamaları olduğunu belirtti ve şöyle devam etti: “Bu nedenle MR, BT, doppler gibi tetkikler, muayene yöntemi olarak kullanılıyor. Bu açıdan radyoloji uzmanları sağlık hizmeti sunumunda doğru tanı konması, tedavi planlanması ve dolayısıyla başarılı tedavi için en önemli basamaklardan birinde yer alıyor. Gereksiz radyolojik incelemelerin sayısının yüksek olması, zaten dünya ortalamasının altında radyoloji uzmanına sahip ülkemizde, iş yükünü ciddi biçimde artırıyor ve inceleme kalitesini düşürüyor. Hekim emeğini değersizleştiriyor.”

Gerçekten ihtiyaç duyan hastalar MR’a geç ulaşabiliyor

Çevikol, niceliğe odaklanmış yaklaşımlar ve uygun gerekçelendirme yapılmadan gerçekleştirilen iyonizan radyasyon içeren görüntülemelerin (bilgisayarlı tomografi, röntgen vb.) toplumun kümülatif radyasyon doz miktarını ve dolayısıyla kanser riskini artırarak halk sağlığını tehdit ettiğini de söyledi.

Birçok kamu hastanesi ve üniversite hastanesinde, MR görüntülemesinin hizmet alımı şirketlerine devredildiğini anlatan Çevikol, şöyle devam etti: “İyi örneklere rağmen, genel olarak bakıldığında ve özellikle büyük kentlerde, hizmet alımı şirketleri toplum sağlığını riske atıyor. Cihazlar 24 saat aralıksız çalışıyor. Dünyada standartları belirlenmiş tetkikler, sadece çekim sürecini hızlandırmak ve daha fazla hasta tetkik etmek için standartların dışında yapılıyor. Bu hem tanısal olmuyor hem de tekrar ve gereksiz incelemeler nedeniyle maliyeti artırıyor. Dolayısıyla gerçekten ihtiyaç duyan hastaların MR’a ulaşım süresini geciktirebiliyor.”

Bir diğer sorunsa sisteme giriş yapılan tetkik sayılarının performans puanı üretme kaygısı veya şirket karlılığı göz önüne alınarak fazla gösterilmesi. Çevikol bunun Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından şirketlere yapılan ödeme miktarını artırdığını söyledi.

Hastalıklar atlanıyor

Uzaktan raporlama hizmet alımlarında, klinisyen-radyolog-radyoloji teknisyeni arasında iletişim kopukluğu yaşanıyor. Can Çevikol bunun da ya gereksiz kontrast madde kullanımı veya gerektiği halde kullanılmaması ve uygun incelemenin yapılamamasına neden olduğunu söyledi: “Uzaktan raporlamada en önemli sorunlardan birisi, hizmet alımı firmalarının raporda imzaları bulunan radyologlar dışında, sosyal ağlar aracılığıyla kurdukları gruplar üzerinden raporlama sürecini ismi geçmeyen üçüncü kişilere devrediyor olmasıdır. Bazen bu üçüncü kişiler, BT, MR’ı yeni öğrenmeye başlayan ve bu konuda yetkinliği ve raporlama yetkisi olmayan bir radyoloji asistanı olabiliyor. Bu durum başlı başına kanunsuz.”

Hatta belli hekimlerin gün içinde, bin, 2 bin, 3 bin raporda imzası olduğunu anlatan Çevikol, “Raporları o hekimler yazmıyorlar elbette. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde aldığımız bilgilere göre, radyoloji uzmanlık öğrencileri, bazen teknikerler, bazen bilmediğimiz üçüncü şahıslar yazıyor. Asıl sorun şu ki, raporların çoğu normal geliyor ama hastanın bir patolojisi (hastalığı) oluyor. Bu atlanıyor. Aynı zamanda mesleğimizi de ciddi şekilde değersizleştiriyor, radyoloğa olan güvenini azaltıyor. Emeğimizi ucuzlatıyor” diye konuştu.

‘Tükeniyoruz!

Türk Radyoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. İhsan Şebnem Örgüç, radyologların yoğun bir iş yükü ve baskı altında çalıştığını söyledi. Tüm hekimlerden olduğu gibi radyologlardan da beklentilerin çok yüksek ve gerçek dışı olduğunu ifade eden Örgüç şunları söyledi: “Bir yandan artan sayıda hastayı çok kısa sürede değerlendirmeleri istenirken, diğer yandan sürekli eğitime devam ederek güncel bilgileri uygulamalarına eklemeleri gerekiyor. Artan görüntüleme istekleri, yükselen tetkik maliyetleriyle birleştiğinde kısa zamanda, düşük tanısal değerde incelemelerle çözülmeye çalışılıyor. Bu durum tekrarlanan görüntüleme incelemelerine ve yetersiz raporlara yol açarak maliyetleri arttırıyor. Hem hasta hem de hekimin sağlığına da mal olacak sonuçlar doğuruyor. Pek çok hekim tükenmişlik sendromu yaşıyor ve artan intihar vakalarıyla nice değerler yitiriliyor.”

Kongre Başkanı Prof. Dr. Ayşenur Oktay da 1450 kişinin kongreye kayıt yaptırdığını söyledi.

Türk Radyoloji Derneği, tetkik yapılması, uygunluk kriterleri ve gerekçelendirme, raporlama ile teleradyoloji standartları konularında alt komisyonlarıyla aktif çalışıyor. Ayrıca nitelikli uzmanların yetişebilmesi için sempozyumlar, kurslar, ulusal kongreler ve eğitim faaliyetleri düzenliyor. Dernek konunun çözümü için Sağlık Bakanlığı’nın denetleme yetkisini kullanmasının en önemli basamak olacağını düşünüyor. Hizmet alımlarıyla ilgili düzenlemeler için de bakanlıkla birlikte çalışmaya hazırlar.

Radyoloji birincilikleri!

Sağlık Bakanlığı’nın 2021 istatistiklerine göre;

* MR cihazı başına düşen görüntüleme sayısı 17 bin 955. Bu rakamla Türkiye tüm OECD ülkelerini geride bırakıyor. OECD ortalaması 4771.

* BT cihazı başına düşen görüntüleme sayısı 15 bin 994. Bu Türkiye ilk sırada. OECD ortalaması 6 bin 797.

* Bin kişiye düşen MR görüntüleme sayısı 195. Türkiye burada da birinci sırada yer alıyor. OECD ortalaması 72.

* Bin kişiye düşen BT görüntüleme sayısı 233. Türkiye ABD’nin arkasından ikinci sırada yer alıyor. OECD ortalaması 152.

* Hastanelerde yapılan muayenelerde, bin muayene için istenilen MR görüntüleme sayısı kamu hastanelerinde 27.9, üniversite hastanelerinde 47.1, özel hastanelerde 42.5, Türkiye ortalaması ise 31.7.

* Hastanelerde yapılan muayenelerde, bin muayene için istenilen BT görüntüleme sayısı kamu hastanelerinde 36, üniversite hastanelerinde 64.8, özel hastanelerde 31.6, Türkiye ortalaması ise 38.