Fatih Altaylı: Demirtaş'ın mahpusluğu, bu grupların konsensüsüdür

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Selahattin Demirtaş’ın “Aktif politikayı” bırakma kararı beni gerçekten anlamıyla hayal kırıklığına uğrattı ve üzdü.

Çünkü Türkiye siyasetindeki en önemli ve etkili aktörlerden biriydi.

Kendi partisi ve seçmeni üzerinde müthiş bir etkisi olduğu gibi, merkez soldaki seçmenlerde de büyük oranda saygı ve muhabbetle izleniyordu.

Ancak Demirtaş’ın giderek artan popülaritesi asıl olarak etnik Kürt siyasetinin şiddet yanlısı unsurlarını çok rahatsız ediyordu.

Yıllarını dağlarda geçirmiş, PKK’nın kurucu kadrosu ve Öcalan için Demirtaş’ın popülaritesi büyük bir tehlike ve ciddi bir kıskançlık sebebi idi.

Şöyle düşünüyorlardı, “Biz dururken, Demirtaş kim ki, Kürt siyasi hareketini temsil edecek.”

Demirtaş’tan kurtulmak isteyen sadece milliyetçi Türk siyasetçiler değil, Kürt milliyetçilerinin silahlı kanadı idi.

Bugün Demirtaş hapiste ise bundan mutluluk duyanlar ve hatta sebep olanlar arasında radikal Kürtçü siyasetçiler ve Kürt siyasi hareketinin üzerindeki askeri vesayetin sahibi Kandil’deki ekip ve elbette Öcalan da vardır.

Demirtaş’ın mapusluğu, bu grupların konsensüsüdür.

Bu yüzden Demirtaş’ın siyaseti bırakması en çok bunların işine gelecektir.

Oysa ben terörün olmadığı, PKK’nın silah bıraktığı, HDP ya da o gün hangi isim altında örgütlenmişse, barışçı Kürt siyasetinin Demirtaş başkanlığında neler yapabileceğini, Türkiye’ye hangi katkıları sunabileceğini görmek ve öğrenmek isterdim.

Demirtaş’ın ana muhalefet partisi lideri olarak performansını gerçekten çok merak ederdim.

Fatih Altaylı’nın yazısı