Partilerde gücü olanların “Benim işaret ettiğim kişi” listelerde yer alsın yarışı ile de olmaz bu iş. Bir yandan devlette liyakatsizliği ve kadrolaşmayı eleştirirken, diğer yanda sadık adaylar aramak inandırıcılığı zedeleyen önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Hem Millet İttifakının hem de Emek ve Özgürlük İttifakının milletvekili aday listeleri bu açıdan çok eleştiri götürecek nitelikte. İşe tam da buradan, nasıl olsa Meclise girmem garanti deyip kampanyaya emeğini koymayan vekillerden hesap sormakla başlansa, Kemal Kılıçdaroğlu doğru aday mıydı tartışmalarından daha faydalı olabilir. Benzer biçimde, atıl kalan il ve ilçe örgütleri için de böyle bir süreç işletilmeli. Ancak asıl önemli olan örgütleri canlandırmak için gerekli adımların samimiyetle atılması. Şimdi göstermelik iş değil, içtenlikle gerçekleştirilecek dönüşüm zamanı.
Sonuçta hiçbir seçim sadece sonucuna, rakamlara ve yüzdelere bakılarak analiz edilmez. En azından hiçbir siyaset bilimci ve sosyolog, şayet bilime ve işine ihanet içinde değilse, sonuç odaklı bir değerlendirmeye soyunmaz. Bağlamdan ve mevcut koşullardan yalıtılmış bir analiz, zaten analiz değildir. Bu seçimleri ancak siyasal rejimin ve devletin dönüşümünü merkezine alan değerlendirmelerle anlayabiliriz. Anladıktan sonra da asıl dönüşümü kendimizde yapmamız elzem. Görünüşte değil, özde dönüşüm.