'Diğer aday' cumhurbaşkanı seçilirse hangi yetkilere sahip olacak?
'

Murat Sevinç
Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

MURAT SEVİNÇ

Tüm sakillikler bir yana, yalnızca somut anayasal sorunlara bakıldığında, anayasaya göre cumhurbaşkanı adayı olamayacak birinin aday olduğu, uygulanmaması gereken seçim yasası değişikliğinin uygulandığı, milletvekili adayı yapıldığında istifa etmesi gereken bakanların istifa etmediği, bir kimse aynı anda hem milletvekili hem bakan olamayacağı için milletvekili seçilince bakanlığı sona ermesi gereken bakanların ikinci tur yolunda görevini sürdürdüğü, demokratik bir seçim için gerekli asgari koşulların sağlanmadığı, iktidar kanadı ve müttefiklerinin kamu kaynaklarını hiçbir sınır gözetmeksizin kullandığı ve bu nedenle ‘seçim’ sözcüğüyle adlandırmakta zorlandığım ‘2023 sandık faaliyeti’nin sonuna gelmek üzereyiz.

İki turlu seçim Türkiye için yeni bir durum. Seçim sistemleri siyaset üzerinde son derece belirleyici. En klasik örnektir, Fransa’daki iki tur ile İngiltere’deki tek tur arasındaki fark, iki demokratik ülkenin partileri üzerinde etki yapar. Fransa’daki ikinci tur, ilk turda yapılmayan görüşme ve ittifaklara kapı aralarken küçük partilerin de pazu göstermesini sağlar. Şu anda Türkiye’de yaşandığı gibi.

Kapitalizmin vardığı aşamada milliyetçilik-bağnazlık ve yeni nesil/sürüm yalancılık demokratik sistemleri rehin alır, 1960’lardaki sol dalganın zıddı bir yönelime yol açarken (bakınız, Yunanistan seçimleri!), bizde sağın türlü renklerinin öne çıkması beklenmedik bir durum değil. Herkesin ‘sağı’ kendine göre kuşkusuz!

Türkiye’de pazarlıkların çoğu zaman Kürt siyaseti karşıtlığı ve anayasanın bazı maddeleri üzerinden yürümesi, büyük ölçüde memleket tarihi ve siyasetçisinin niteliğiyle ilgili. Sağ-milliyetçi siyasetçiler, Kürtler olmasa anayasanın ‘ilk üç maddesi’ni pek hatırlamaz ve o maddelerin ‘değişmezliği’yle ilgili anayasa tartışmalarından büyük ölçüde habersizdir. Türkiye’de siyaset esnafının bir konuda görüş beyan etmesi için o konu hakkında asgari bilgiye sahip olması aranan/beklenen bir koşul değil. Her neyse… bunlar çok yazılır nasıl olsa.

Yalnızca şunu söyleyerek konuyu kapatayım: Bugün ‘Atatürkçü’ sıfatıyla ilk üç madde ve yurttaşlık tanımı (md. 66) konularını ‘kırmızı çizgi’ olarak gündeme getirtenlere can sıkıcı bir gerçeği hatırlatmak isterim: Cumhuriyetin ilk anayasasında (1924) ne değişmez madde ne de yurttaşlık tanımı bugünkü gibiydi. Halihazırdaki durum 12 Eylül darbecilerinin talebiyle/zoruyla gerçekleşti. 2023 Türkiye’sinde biri çıkıp cumhuriyetin ilk anayasasının ilgili düzenlemelerini önerse katrana bulanır! Güler misin ağlar mısın!

Bu arada, S. Oğan konusuna girmek gelmiyor içimden, Ümit Kıvanç’ın her satırına katıldığım şu yazısını önermekle yetineyim.

Asıl konuya gelince…

2017’de tezahüratla geçilen yeni hükümet biçimi, TBMM’yi büyük ölçüde etkisizleştirdi. Çünkü müelliflerin zihninde bir model değil, yalnızca bir kişi vardı. Sistemi ‘bir kişi’nin üzerine inşa edip halka ‘güçler ayrılığının gerçek biçimde tesis edildiği’ palavrasını anlattılar. Bir başkasının seçilme ihtimali zihinlerinin köşesinde dahi yoktu. Cumhurbaşkanlığı seçiminin 28 Mayıs’taki ikinci turuna Recep Tayyip Erdoğan ve yandaş medyanın adlandırmasıyla ‘diğer aday’ kaldı. Bu ülkede sonuç tahmininde bulunmaya çalışmak akıl kârı değil; ancak ikinci turu ‘diğer aday’ kazanırsa sahip olacağı yetkileri kısaca ve bir kez daha hatırlatmak iyi olabilir.

Anayasaya göre:

Devletin başı ‘diğer aday’, yürütme yetkisine sahip olacak.

‘Diğer aday’, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil edecek, anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının uyumlu çalışmasını temin edecek.

Diğer aday’, örneğin bir yasanın anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle AYM’ye iptal davası açabilecek.

‘Diğer aday’, kimin hangi ülkeye büyükelçi olacağına karar verecek.

Diğer aday’, uluslararası antlaşmaları onaylayacak.

‘Diğer aday’, milletvekili seçilme yeterliği olan birilerini bakan olarak atayacak ve o bakanlar TBMM’ye sorumlu olmayacak (Bir tür sorumlulukları var, ancak 2017 öncesi gibi değil).

‘Diğer aday’, TBMM’de kabul edilen yasaları ‘geri gönderme’ yetkisine sahip olacak ve TBMM’de kabul edilen bir yasayı geri gönderdiğinde o yasanın yeniden kabul edilmesi ancak salt çoğunluğun oyuyla mümkün.

‘Diğer aday’, dilediği kadar yardımcı atayabilecek ve bakanlar gibi yardımcıları da TBMM’ye değil, ‘diğer aday’a karşı sorumlu olacak; bu kişiler, görevleri sona erdikten sonra dahi ancak aynı usuller izlenerek yargılanabiliyor.

‘Diğer aday’, kararname çıkarabilecek.

Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görev ve yetkileri, teşkilat yapısı, merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması ‘diğer aday’ın kararnameleriyle gerçekleşecek.

Diğer aday’, ‘üst kademe kamu görevlileri’ni atayabilecek, tamamını. Görevlerine son verebilecek. Atamalara ilişkin esaslar da ‘diğer aday’ın çıkaracağı kararnameyle düzenlenecek.

‘Diğer aday’, milli güvenlik siyasetini belirleyecek.

Diğer aday’, TSK’nin başkomutanlığını temsil edecek ve TSK’nin kullanılmasına karar verecek. Genelkurmay başkanı ‘diğer aday’a karşı sorumluluk taşıyacak.

Diğer aday’, yasalara aykırı olmayan yönetmelikler çıkarabilecek.

Diğer aday’, TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar verebilecek, bir başka ifadeyle TBMM’yi feshedebilecek.

Diğer aday’, gerekli koşullar oluşursa OHAL ilan edebilecek ve OHAL esnasında OHAL kararnamesi çıkarabilecek.

Diğer aday’, AYM’nin yapısı üzerinde etkili olacak.

Diğer aday’ HSK’ye de dört üye seçerken, HSK başkanı ‘diğer aday’ın atadığı adalet bakanı ve bakanlık müsteşarı olacak.

Türkiye’nin bütçesi ‘diğer aday’ tarafından hazırlanıp sunulacak TBMM’ye.

Diğer aday’, (kanunla belirlenmiş sınırlar içinde) vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerde değişiklik yapabilecek.

Diğer aday’ Devlet Denetleme Kuruluna ‘her türlü idari soruşturma’ emri verebilecek. MGK kararları, ‘diğer aday’ tarafından değerlendirilecek. YÖK, yani üniversitelerin kaderi ‘diğer aday’ın takdirine bağlı olacak.

Vesaire…

TBMM çoğunluğunun iktidar elinde kalması muhalefet için iyi olmadı, doğru, ancak bu sistemde cumhurbaşkanının çok güçlü olduğunu hep hatırda tutmak gerekiyor. Eğer ‘diğer aday’ seçimi kazanırsa TBMM çoğunluğunu elde edememiş olmak ilk günkü kadar önemli görünmeyecek.

Diğer aday’ parlamento desteğine ihtiyaç duymadan da çok şey yapabilir, ciddi bir dönüşüm gerçekleştirebilir. Kuşkusuz, parlamento çoğunluğu da, belli konularda ‘diğer aday’ ile uzlaşmak zorunda kalabilir.

Diğer aday’ın seçilmesinin ülke, toplum ve insan bünyesine faydaları saymakla bitmez…

Yazı önerileri:

  1. İşi gücü bırakın lütfen ve seçim konusunu daha iyi kavrayabilmek için Nail Dertli’nin şu ‘sosyal yardımyazısını okuyun. Israr ediyorum!
  2. Aybars Yanık’ın, Utku Balaban ile söyleşisi.
  3. Dilara İlbuğa Yıldırım’ın ‘Yoksullar neden sağcılara oy verdi?’ başlıklı yazısı.
  4. Foti Benlisoy’un ‘Seçim: Rejim için karar anı’ başlıklı yazısı.
  5. Kemal Can’ın seçim yazısı.