Dostum, büyüğüm müteahhit bunun üzerine SSK Genel Müdürü Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etmiş, “durum böyle böyle, alacağımızı alamayınca primleri yatıramadık, şimdi aldık.. Faiz diyorsunuz, ama işini yaptığımız devlet kuruluşu geciken borcu için bize faiz ödemedi” demiş.
Kılıçdaroğlu “Valla benim yapacak bir şey yok” cevabını vermiş.
Şirket yönetimi toplanmış, finans servisinden biri “Anlaşılan kendisine bir şey istiyor” demiş.
Müteahhit “Yahu olur mu bugüne kadar ben kimseye rüşvet vermedim, olmaz, zaten ben adamı tanıdım, bunu asla kabul etmez” demiş.
O sırada hükümette bakan olan birkaç hatırlı dostunu aramış, onlar Kılıçdaroğlu’na söylemişler, ama Kılıçdaroğlu Nuh demiş peygamber dememiş.
Müteahhit dostum “Elde ödeyecek nakit yok, ne yapacağız diye düşünürken aklıma bir fikir geldi, bizim yaptığımız büyük bir konut/işyeri projesi var, SSK’ya oradan borcumuz kadar daire ve dükkân teklif edelim” dedikten sonra devam etti;
“Tabii zararımızı kapatmak için yüzde 30’luk faiz oranını daire fiyatlarına ekledik. Sonra Kılıçdaroğlu’na gittik. Teklifi kurum adına cazip buldu, ama imzalamak için süre istedi.”
Birkaç gün sonra müteahhit dostumun satış ofisine gözlüklü, takım elbiseli, efendi görünümlü biri gelmiş. 5 daire almak istediğini söylemiş.
Satış bürosunun başında da müteahhidin kardeşi var, 5 daire sözünü duyunca heyecanlanmış, gelen müşteri ile bizzat ilgilenmiş, her yeri gezdirmiş.
Sıra fiyatlara gelmiş, tabii kendisine normal satış fiyatları verilmiş, yani yüzde 30 bindirilmemiş fiyatlar.
Müşteri “Harika” dedikten sonra cebinden kimlik kartını çıkarmış, “Ben SSK Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu” demiş.
Tabii anlaşma iptal.
Müteahhit dostum “Kılıçdaroğlu işte böyle bir adam, namusundan ve dürüstlüğünden zerre şüphe duymayın” dedi.