“Hukuksuzluk hâli” sadece cinayetlerle sınırlı değil, dolandırıcılık, sahtekârlık, devlete zarar veren suçlar da var. Eğer suç, iktidara yakın birileri tarafından işlenmişse, taraflar anında yargıya başvuruyor ve bir mahkeme kararıyla konuşulması, yazılması, haber yapılması yasaklanıyor.
Depreştirmeyin deniliyor. Çirkinlikler ortaya saçıldığında en azından küçük bir itiraz, en ufak bir yalanlama beklersiniz değil mi? Kesinlikle mümkün olmuyor. Yalanlamayı bırakın, itiraf edilenler bile koruma altına alınıyor. Hatırlayın, bir hanım bakan vardı. Devlete dezenfektan sattığını söylemişti.
N’oldu?
Bakanlık görevinden alındı ve üzeri kapatıldı. Konuşulması mahkeme ile engellenemiyorsa yöntem şu: İddiaları soruşturmamak, üzerine gidilmesini engellemek ve gündemden düşmesini bekleyerek unutturma yoluna gitmek. Bu stratejiye, cinayet soruşturmalarını da ekleyin. Sonuç alıcı bir eylem henüz göremedik. Meselâ Muhsin Yazıcıoğlu’nun “Kaza” olarak anlatılan ölümü, ben de dâhil, pek çok kişiye göre cinayettir. Hâlâ aydınlatılmadı.
Aydınlatılır mı?
Mevcut iktidarın adaletle yönetme siciline bakılırsa, hayır.