ZEYNEP GÜVEN ÜNLÜ
@zeynepguvenunlu
Yayoi Kusama ve Louis Vuitton işbirliği öyle bir seyirlik ki tekrar tekrar bakmamak çok zor. Bu rengarenk tamaşanın ‘yüzü‘ olan Japon sanatçının zihniyse işlerinin tersine karanlıklarla dolu.

Japon sanatçı Yayoi Kusama’yla lüks Fransız moda markası Louis Vuitton’ın yaptığı yeni işbirliğini görmemek mümkün değil.
İş çok büyük, rengarenk ve her yerde.
Paris’te dev bir Kusama robotu, markanın genel merkezinin olduğu tarihi yapının tepesine bütün haşmetiyle kurulmuş binayı boyuyor. New York şehrindeki mağazanın olduğu yüksek bina da baştan aşağı Kusama’yı giyinmiş. Kusama yine renkli puanları boyuyor.
Tokyo’daki daha küçük ama en az bunlar kadar etkileyici. Üç boyutlu billboard’daki valiz açılıyor, içinden Kusama çıkıyor, sağa sola bakarak gösterisini yapıyor. İçeri çekilip valiz de kapanınca her şeyi yine iki boyuta dönüyor.


Sanat ne yana düşer, moda ne yana
Bu işbirliği hakkında son birkaç günde o kadar çok şey söylendi ki…
Seyir zevki; teknolojinin gücü ve etkisi; sanatın modaya katkısı; eski sanatçı-marka işbirlikleri; sanatçıların eserlerini ya da adlarını markalarla yan yana getirirken nasıl süzgeçler kullandığı; eserin ve sanatçının ‘fiyatı‘; zamanın ruhunun lüks moda ve sanata yaklaşımı…
Ve daha o kadar çok şey söylenebilir ki…
Bugüne kadar ‘sanat-moda’ ekseninde ilerleyen işbirliklerinin artık teknolojisiz olamayacağı; sanatın, modanın, hatta sporun, sağlığın ve daha kim bilir nelerin çok daha büyük bir sektör olan eğlence (entertainment) dünyasına gittikçe daha çok malzeme sağlayacağı; işbirliklerinden kimin, nasıl daha karlı çıktığı…
Renkgarenk dünyalar kuran zihni karanlıklarda dolaşıyor
93 yaşındaki Yayoi Kusama dünyanın yaşayan en önemli sanatçılarından biri.
Heykel, enstalasyon, resim, performans, video, moda, şiir… Üretmediği disiplin hemen hemen yok gibi. İşlerinde kendi hayatından izler taşıyan psikolojik ve cinsel göndermelere sıklıkla rastlanıyor. Minimalizm, sürrealizm, soyut dışavurumculuk, art brut (amatör sanat), pop art… Uzun sanat hayatında pek çok akımı yakalama fırsatı olmuş.
Ama Kusama’yı en iyi ne tanımlar diye sorarsanız tereddütsüz yanıt veririm: Puantiye. Böyle düşünen yalnız ben değilim zira bir adı da ‘Puantiye Kraliçesi.’
Görsel işlerinin neredeyse hepsinde sonsuza uzayıp giden puantiyeler var.
Neden diye sorulduğunda verdiği yanıtı Tate Modern’den okuyalım: “Dünyamız, evrendeki bir milyon yıldız arasında yalnızca bir benekli noktadır. Puantiye sonsuza giden bir yoldur. Doğayı ve vücudumuzu puantiyelerle yok ettiğimizde, çevremizin bütünlüğünün bir parçası oluyoruz.”
Şiirsel ifade edilmiş bu derin sözleri biraz daha iyi anlamak için Kusama’nın zihnine biraz daha yaklaşalım.
Yayoi Kusama, yaklaşık 10 yaşından beri akıl sağlığıyla ilgili ciddi sorunlar yaşayan biri. Henüz çocukken gördüğü halüsinasyonlarla baş etmek için onları resmetmeye başlıyor. Puantiye figürü o günlerde hayatına giriyor, bir daha da çıkmıyor.
Annesi, erken yaşta evlenmesini isteyince, bu baskıdan kaçmak için 1957 yılında ABD’ye taşınıyor ve burada 16 yıl yaşıyor, sanatla uğraşıyor. 1960’larda sokaklarda çıplak bedenlere yine puantiye çiziyor. İşlerinde balkabağı formunu da sıkça kullanan sanatçı 1973’te ülkesine dönüyor.
45 yıldır akıl hastanesinde yaşıyor
Kusama’nın sanatı ruh sağlığınındaki sorunların bir ürünü, en azından başlangıcı böyle. Hayatının ilk yıllarında hem kabusu hem de kendini ifade imkanı olan hastalıklarıyla barışmış olmalı, 1977’den beri kendi isteğiyle Tokyo’daki Seiwa Akıl Hastanesi’nde yaşıyor.
Gündüzleriyse hastanenin karşısındaki atölyesinde çalışıyor.
Markalar Kusama’ya yarattığı renkli dünyalara büyük ilgi gösteriyor ama onun meraklı takipçileri arasında çok sayıda çocuk da yer alıyor. Belki de her şey, halüsinasyonlarında kendini sonsuz bir çiçek tarlasının ortasında bulan ve o yuvarlakları çizerek sanat yapmaya başlayan 10 yaşındaki kız çocuğuyla başladığı için.