Sümenaltı edilen 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yürüten savcı Celal Kara, operasyonun kilit isimlerinden Barış Güler ve Kaan Çağlayan’ın ifadesini bizzat aldığını ve ifadede bakan çocuklarının ‘süt dökmüş kedi’ye döndüğünü söyledi.
‘Sert davransam iyice paniklerlerdi’

Cumhuriyet’ten Can Dündar’a konuşan Kara, “Almaz olaymışım. Sonradan bir sürü yalan ve iftira türetildi” dediği isimlere ifade boyunca kibar davranmaya çalıştığını, onları sakinleştirmek istediğini anlattı.
Bakan çocuklarının yanında Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve dönemin Halk Bankası genel müdürü Süleyman Aslan’ın da ifadelerini bizzat aldığını belirten Kara, “Biraz çekingenlerdi. Ama ben soruşturmanın hassasiyetine binaen hepsine ayakta “Hoş geldiniz” dedim, tokalaştım.“Buyrun” diye yer gösterdim. Normalde şüphelinin ifadesi ayakta alınır; ben dikkat ettim, “Oturun yorulmayın” dedim. Kâtibim de şahittir” diye konuştu.
Kara, Dündar’ın ‘Çocuklarda ‘Babamız bakan’ havası var mıydı?’ sorusunu da, “Yok. Süt dökmüş kedi edasındaydılar. Ben onları teskin ettim. Sert davransam iyice paniklerlerdi. Olabildiğince nazik davrandım. “Emniyet ifademizi tekrar ediyoruz” dediler. O kadar” diye yanıtladı.
17 Aralık savvısı, iadelerin alındığı dördüncü gün Çağlayan’daki adliyenin önünün Ankara plakalı arabalarla dolu olduğunu da belirti.
‘Külliyen yalan’

Kara, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendisiyle ilgili sözlerini de, “Külliyen yalan” diye niteledi.
Erdoğan, ifade sırasında Kara’nın, “El cepte, ‘İki dakika süren var, anlat ve çık. Gelsin şimdi efendileriniz sizi kurtarsın’” dediğini ileri sürmüştü.
Kara, “Zaten insan koltukta otururken ellerini nasıl cebine soksun? Olabildiğince sakin ve nazik davrandım” dedi.
Takipsizliğin mimarı ‘Midem bulandı’ demiş
Soruşturmaya takipsizlik kararı veren savcı Ekrem Aydıner’in kendisine daha önce tutuklamalara karar verilirken ‘destek’ olduğunu söyleyen Kara, bunu da şöyle anlattı: “Dosyanın esas savcısı Ekrem Aydıner, ‘Adam sistemin açıklarını değerlendirmiş’ falan diyor. Biz, Aydıner’le yan yanayız ayakta… Birden bana döndü, elini omzuma koydu: ‘Ben o dosyayı biraz okudum kardeşim. Midem bulandı, gerisini okuyamadım. Kimi istiyorsan sevk et, ben altına imza atacağım’ dedi.”
Kara, aynı isimin takipsizlik kararına da imza attığına dikkat çekerek, “Sonradan bu şahıslarla ilgili takipsizlik kararı yazılıyor ve yine altına imza atıyor. Ama o kararın adliyede yazıldığını düşünmüyorum. Bir savcının kaleminden öyle bir takipsizlik kararı çıkamaz. En acemi savcı bile, dört sayfa boyunca, Sarraf’ın, yaptıklarıyla Türkiye’nin cari açığını nasıl kapattığını anlatamaz.”
Metni kimin yazdığına yönelik soruya ise Kara’nın yanıtı şu: “Ben o metni bazı avukatların yazdığından şüpheleniyorum.”