Charlie Hebdo katliamından sonra Avrupalı liderlerin tutturduğu politik doğrucu söylem ‘saldırının İslâm’la alakası yok’ olsa da, esasında düşünceleri tam tersiydi. Zira saldırıyı yapan faillerin birincil sebebinin yüzyılı aşkın süredir işgal ettikleri, iğfal ettikleri, işkence ettikleri bir coğrafyadan ‘bastırılanın geri dönüşü’ misali bir tepkiyle hareket ettiklerinin farkında olsalar da İslâm’daki tarif edilemeyen bir ‘fazla’nın, Müslümanların köleleştirilmesini, ikinci sınıf olmayı kabul etmesini engellediklerinin de ayırdındalardı.
…Hz. Muhammed (s.a.v.), İslâm’ı zamanın şartlarına uydurmak için gelmedi. Zamanın şartları zulmü meşrulaştırıyor, zayıfı ezmeyi öğütlüyor, küfrü yüceltiyordu. Müslümanlar da İslâm’ı ‘zamanın şartları’na uydurmayı kabul etmeyecekler. Türk televizyonlarında, kendisini alameti farikası olarak ‘Ben eskiden İslâmcıydım, sonradan aydınlandım’ diye pazarlayan şarlatanlar ve global ölçekte İsrail-ABD ekseninden milim sapmaya cesaret edemeyen bekçi köpekleri ancak bu hakikatin daha da parlamasına yarıyorlar. Anlaşılan Batı da, bunu zor yoldan öğrenmeye devam edecek.