AYŞEGÜL KASAP
aysegulkasap@diken.com.tr.
@aysegul_kasap
İstanbul Arnavutköy’de yurttaşlar, iş yerlerinin artması, kaldırımların işgal edilmesine karşı tepkili. Aylarca Beşiktaş Belediyesi’ne sesini duyurmaya çalışan bölge halkı, çabaları sonuçsuz kalınca eylemlere başladı.
Tepki gösteren yurttaşların birçoğu üç kuşaktır mahalle sakini. Parkların, kaldırımların, tarihi yapıların rant uğruna işgal edilmesine tepkililer: “O görüş, bu görüş, gerçekten bizim için bir şey farketmiyor. Görevini doğru düzgün yapacak olanlar bu mevkilerde olsunlar ve ruhsat verme işini artık durdursunlar.“

Arnavutköy halkının ilk eylemi bu değil. Üçüncü köprü gündeme geldiğinde de tepkilerini ortaya koymuşlardı. Köprünün Arnavutköy-Kandilli arasında yapılacağı söylendiği andan itibaren harekete geçen mahalle sakinleri yıllarca karşı çıkmıştı. ‘Köprüye hayır’ şenlikleri düzenlemiş, “Başka Boğaziçi yok, başka Arnavutköy yok” demişlerdi.
Arnavutköy sakinleri mahallesini korumak için yeniden kolları sıvadı. Çünkü verilen işletme ruhsatlarıyla hem tarihi kültürleri hem de yaşam alanları riske girdi. Kaldırımlar kafeler nedeniyle işgal altında.
‘Mahallemizi geri istiyoruz’
‘Rant hırsı’ her anlamda mahallede huzuru kaçırmış: “Silahlı çatışmalar nedeniyle aileler kendilerini güvende hissetmiyor.”
Bölgede 300’e yakın tescilli tarihi bina var. Boğaziçi Kanunu kapsamında korunması gerekiyor. Ama korunması bir kenara bu yapılara işletme ruhsatı veriliyor. Aslında uygun restore edileceği öne sürülüyor ama öyle olmuyor.
CHP’li Beşiktaş Belediyesi’nin, diğer yetkililerin tarihi yapıları ve kültürel mirası koruyamadığını belirten mahalle sakinleri şöyle devam etti: “Yöneticilerimiz ne yazık ki Arnavutköy’ün barlar, kafeler, iş yerleriyle dolu bir ticari merkeze dönüşmesini tercih etmiş. Semtin bundan sonraki evrede bir çöküntü alanı olma tehlikesi var.”
Mahalle sakinleri hem bireysel hem de Boğaziçi Arnavutköylüler Derneği çatısı altında belediyeye şikayetler de bulundu. Toplantılar ve sayısız başvurulardan sonuç alamayınca imza kampanyası başlattılar. “Artık Arnavutköy’de işyeri ruhsatı verilmesin” başlıklı dilekçeye 500’e yakın kişi imza attı. Dilekçe belediyeye teslim edildi. Ama görüşme talepleri kabul edilmedi.
Bunun üzerine mahalle sakinleri protesto düzenledi. Basın açıkalaması sırasında ellerinde “Rıza amca uykumu geri ver”, “Mahallemizi geri istiyoruz”, “Ekrem amca pusetime yol aç”, “Rant değil yaşam” dövizleri taşıdılar.

‘Belediye toplantıdan kaçar hale geldi’
Boğaziçi Arnavutköylüler Derneği Başkanı İsmail Üstün süreci anlattı: “Beşiktaş Belediyesi’nin taleplere kayıtsız kalmasından sonra Arnavutköy halkı tepkisini bu şekilde dile getirdi. Dernek bundan sonra da görüşlerini her türlü kanalı kullanarak iletmeye devam edecek. Belediye ilk defa toplantı yapmaktan kaçar halde. Kendisine teslim edilen imzalardan sonra görüşme talebimizi de geri çevirdi. Bundan sonra artık daha duyarlı davranmalarını bekliyoruz ama bu yöndede hiçbir işaret almıyoruz. Ne yazık ki… Parti ayrımı yapmaksızın söylüyorum bunları. Boğaziçi’nin her tarafı tamamıyla eğlence merkezine dönüştürme yönünde bir girişim var. Bununla beraber orta sınıfın da Boğaziçi’ni terk etmesi yönünde bir strateji olduğunu görüyoruz. Daha farklı bir kesimin burada yaşaması yönünde bir çaba var. 10 yıl önce 5 bin 500 kent nüfusu şimdi 3 bin 600’e düştü.”
Çünkü mahalleli güvensiz ortam nedeniyle ya evlerini satıp gitmiş ya da kiraya vermiş.
‘O görüş, bu görüş bizim için fark etmiyor’
Bu gelişme mevcut durumu daha da olumsuz etkiledi. Bir mahalle sakini şöyle dedi: “Kafe, barlara verilen ruhsatlar sadece caddeye sınırlı kalmayıp mahalle içine kadar taştı. Konut olarak kullandığımız daha önce camdan cama selamlaştığımız komşularımızın bu çöküşten dolayı konutlarını satıp gitmek zorunda kaldı. Bu konutlar şu anda günü birlik pansiyonlar olarak kullanılıyor. Bunlar bizi mahalle halkı olarak yıpratıyor. Tarihi binalara yapılan meyhaneler ya da kafelerde aslına uygun restorasyonlar yapılmıyor. O görüş, bu görüş, gerçekten bizim için bir şey farketmiyor. Görevini doğru düzgün yapacak olanlar bu mevkilerde olsunlar ve ruhsat verme işini artık durdursunlar. Çocuk parkımız araba garajı oldu. Sağlık ocağına gidecek yaşlı annelerimiz otobüse binerek gitmek zorunda kalıyor. Şurda bir sağlık ocağına yer bulamıyoruz ama kafeler oldu mu her zaman yer var. Postane kapatıldı, bankalarımız kapatıldı. İnsanlar kafe bar sandalyesinden yürüyecek alan bulamıyor.”

‘Karanlık yüzler türedi’
Çocukluğundan beri o mahallede olan insanlar, eskiden geceyarısı uykusu kaçanların dışarı rahat çıkabildiğini, çoluk çocuk sahile gidebildiğini anlattı: “Ama şimdi mafya tipli tanımadığımız karanlık yüzler türedi burada. Bu vahşi kapitalizm ve rant hırsından bıktık usandık artık. Belediye şikayetlerimize yanıt vermiyor. ‘He he’ deyip geçiştiriyorlar.”
14-15 yaşlarında mahallenin genç sakini söze girdi bu konuda, kaygısını anlattı: “Burada valelerin bile silahlı çatışması oluyor. Annem babam beni markete göndermiyor. Ben rahat rahat mahallemde gezemiyorum.”
‘Huzur yok’
Sekiz-dokuz yıl öncesine kadar bu sorunlar yoktu. Ama ruhsatların artması beraberinde bu problemleri de getirdi: “Açılan mekanlar semt dokusuna uygun olmadığı gibi aynı zamanda mevzuata da uygun değil. Muhtarımız da şikayet etti. İşletmelerin mevzuata uymadığını belediyeye söyledik. Maalesef ruhsatı veren kişiler mevzuatı bilmiyor. ‘Mevzuat yaptığınızın tam tersini söylüyor’ dediğimizde cevap gelmiyor. Bunun yanında şimdi de mantar gibi günü birlik pansiyonlar türedi. Aileler gidiyor artık buradan. Huzur yok.”
Vatandaşlar hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) hem de Beşiktaş Belediyesi’ne seslendi: “Sesimizi duyun artık. Biz iletmekten bıktık siz ilgilenmekten bıkmadınız. Biz halkız. Makamlar gelip geçici ama halk burada. Sizler ne kadar yerinden etmeye rant için peşkeş çekmeye çalışsanız da bizler buradayız.”