ALTAN SANCAR
altansancar@diken.com.tr
@altansancarr
Kamuoyunda ‘altılı masa’ olarak bilinen muhalefetteki altı partinin güçlendirilmiş parlamenter sistem amacıyla bir araya geldiği çalışma son günlerde cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarıyla gündemde. Gözlerse CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yla İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in görüşmesine çevrildi.
‘Altılı masa’ parlamenter sistem hedefini unutup adaylık tartışmalarıyla boğuşurken, dün gündem belirleyen muhalefet bugün iktidarın vaatlerini izler duruma geldi.

İlk kez 12 Şubat’ta toplanan CHP, İYİ Parti, DP, Saadet, Gelecek ve DEVA Partisi bu toplantının ardından her ay bir siyasi partinin genel merkezinde toplanma kararı almıştı. Bu süreden sonra toplanan partiler kamuoyunda ‘altılı masa’ olarak adlandırılmaya başladı.
İlk toplantıdan önce Kılıçdaroğlu’nun çağrısıyla parlamenter sistem için çalışma yürüten partilerin kurmayları çalışmalarını ortaklaştırmıştı. En nihayetinde de 28 Şubat’ta Ankara Bilkent Otel’de altı partinin üzerinde uzlaştığı ‘güçlendirilmiş parlamenter’ sisteme geçiş mutabakatını partilerin liderleri imzaladı.
İlerleyen aşamalarda Kılıçdaroğlu’nun çağrısıyla masaya bir de ortak cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi misyonu yüklendi. Öte yandan iktidar kanadından başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olmak üzere çok sayıda isimden masaya “Adayınızı açıklayın” çağrıları gelmeye başladı.
Zaman geçtikçe de masanın yürüttüğü çalışmalar gündemin gerisine düşerken, ortak aday tartışması ön plana çıkmaya başladı. İlk aylarda masadaki liderler “Seçim kararı alınınca adayımızı açıklayacağız” sözleriyle cevap verirken, partilerin kurmaylarıysa olası adayların isimlerini zikretmeye başladı.
Adaylık tartışmalarına ek olarak CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir’ diye okunan açıklaması da masada büyük tartışmalara yol açtı.
Tartışmalar ‘masanın dağılacağı, çatlak olduğu ve seçim sürecinde yıprandıkları’ yorumlarına kadar vardı. Öte yandan, ekonomide tüm göstergeler kötüye giderken, iktidar yüksek enflasyona karşı düşük faiz ısrarını devam ettirirken, altılı masanın sığ bir gündeme sıkıştığı düşünülüyor.
‘Altılı masa’ bu tartışmalarla boğuşurken ve kendi elleriyle de bunu büyütürken, dün gündem belirleyen muhalefet bugün iktidarın vaatlerini izler duruma geldi.
Koalisyon, ittifak ve işbirliği

Masadaki tartışmalar ve kamuoyu önünde karşılıklı açıklamalarsa Türkiye’nin uzun süredir unuttuğu bir gerçekliğe işaret ediyor: Siyaset sahnesi AKP’ye kadar geçen sürede uzun yıllar boyunca koalisyon hükümetleriyle yönetildi.
Bu tarz iç tartışmaların sıkça çıktığı koalisyon bağlamında, özellikle İYİ Parti’nin adlandırması dikkat çekici. İYİ Partililer ‘cumhur ittifakı’nı ‘cumhur koalisyonu’ olarak tanımlıyor. ‘Altılı masa’nın da olası seçim zaferi sonrası bu adlandırmayla anılacağının altını çiziyorlar. Son dönemde gündemde olan işbirliği-ittifak açıklamalarını da bu bağlamda değerlendiriyorlar. İYİ Partililer seçim takvimine kadar geçen sürede işbirliği, seçim takvimi işlerken ittifak ve seçimler kazanılırsa koalisyon olarak adlandırmayı tercih ediyor.
Adaylık tartışması neyi kutsuyor?
Masadaki partilerin temel hedefi güçlendirilmiş parlamenter sistem ama masada bir ‘çatlak’, bahsettiğimiz ‘hedeften sapma’ sonucu mümkün görülüyor. Masada her konuda uzlaşı bulunmuyor. Birçok konuda farklı görüşler var ve bunların konuşulması son aşamaya bırakıldı. Özellikle CHP ve İYİ Parti’de de yorumlar bu yönde.
Öte yandan en önemli konu haline dönüşen adaylık tartışması, bir noktada masanın temel hedefini gölgede bırakır hale geliyor. Öyle ki mevcut başkanlık sisteminden şikâyet eden, sistemin Türkiye’ye yük olduğunu ve değişmesi gerektiğini düşünen partilerin esas gündemi, giderek o çok eleştirilen koltuğa kimin oturacağını bulmaya döndü. Bu sürede iktidar kanadından gelen “Adayınızı açıklayın” açıklamaları azalırken, ağırlık merkezi masada adaylık konusundaki tartışmaları değerlendirmeye kaydı.
Muhalefetin Meclis ve parlamenter sistem yerine adaylığı konuşuyor olması, muhalefet içinde de eleştirilere yol açıyor. Öyle ki reddedilen bir koltuğa büyük önem atfedilmesi, “Masanın bir araya geliş amacına dair inanç eksikliği” yorumlarına yol açıyor.
Bu noktadaki en farklı çıkışın İYİ Parti lideri Akşener’e ait olduğunu da belirtmek gerek. Akşener cumhurbaşkanı adayı olmayacağını ilan ederken, aynı zamanda başbakan olacağı iddiasını dile getirerek, bir yerde değişime inancını vurguluyor.
Adaylık tartışmasına CHP’nin bakışı
CHP’lilere göreyse adayın kim olacağı önemli, çünkü yetkilerle tabiri caizse kontrolden çıkabilecek bir ismin seçilmesi muhalefet için Pirus Zaferi’nden farksız olacak.
CHP lideri kendisini uzun süredir bu adaylığa hazırlıyor. Kılıçdaroğlu açıklamalarında ‘biz’ dilinden ‘ben’ diline dönerken, aday olacakmış gibi vaatlerde bulunup helalleşmeye çağırıyor. Kılıçdaroğlu için masadan mutabakat çıkmaması halinde geri dönüşün nasıl olacağı büyük bir soru işareti. Ama CHP’liler Kılıçdaroğlu’nun bürokrasi tecrübesi, devleti tanıyor olması ve kariyer beklentisinin bulunmamasının adaylık için önemli bir kriter olduğunu düşünüyor. Ama kendileri de son sözün masada olduğunu özellikle Kılıçdaroğlu’nun uyarısı sonrası net şekilde ifade ediyor.
Anayasa nasıl değiştirilecek?

Parlamenter sistem hedefi cumhurbaşkanının kararıyla değil, Meclis’te bu amacı hedefleyen partilerin 360 veya 400 milletvekili elde etmesiyle gerçekleşecek. Bu aşamada masa tam da değiştirmeyi hedefledikleri, yetkilerini eleştirdikleri koltuğa kimin oturacağı tartışmalarına gömüldü.
Meclis’te çoğunluğun nasıl elde edileceği, bunun için nasıl bir çalışma yürütüleceğiyse henüz netleştirilmedi. Kılıçdaroğlu seçimlerde 40 ilde ‘altılı masa’ bileşenleriyle ortak listeyle girebileceklerini söylerken, ortaklardan henüz net bir yanıt gelmedi.
Öte yandan kendi amblemiyle seçimlere gideceğini duyuran DEVA Partisi’nin 40 il önerisine nasıl bakacağı bilinmiyor. Hatta masanın ittifak halini alıp almayacağı da henüz netleşmedi.
Akşener dışında herkes aday adayı

Tüm tartışmaları temelinden çözecek önerilerden biri de bir mutabakat metninin imzalanması. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın üzerinde sıklıkla durduğu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun da ‘koalisyon mutabakatı’ adını verdiği ortak bir metnin ilerleyen dönemde gündeme girmesine kesin gözüyle bakılıyor.
Bu metnin bir yerde bir seçim beyannamesi de olması, dahilinde partilerin ortaklaştıkları seçim vaatleri, cumhurbaşkanının yetkilerini nasıl kullanacağı, hangilerini devredeceği ve geçiş sürecinin ne kadar sürede nasıl bir yöntemle tamamlanacağı gibi bilgilerin yer alması bekleniyor.
Öte yandan masadaki karşılıklı açıklamaların, 2 Ekim’de başlayacak ve nihayetine mutabakata varılması beklenen metine yansımayacak anlaşmaların da olması olası. Bunların başında bakanlıkların dağılımı, bürokrasinin yeniden şekillendirilmesi ve cumhurbaşkanı yardımcılarının yetkilerinin neler olacağı, parti liderlerinin konumunun bekleniyor. Tartışmaların bir de bu yönden okunması gerektiğini düşünenler de var. Bakanlık ve bürokrasi konusundaki pazarlık sıklaştıkça tartışma görüntülerinin de sıklaşması bekleniyor.
Masanın HDP tartışması

İYİ Parti’nin de olduğu masanın en hassas noktalarından biri de HDP’nin adının geçmesi… HDP’ye karşı duruşunu net biçimde ortaya koyan İYİ Partililer, siyasette ‘birbirlerine karşı en net tutumun HDP’yle İYİ Parti arasında olduğunu’ düşünüyor.
İYİ Partililer, “Biz onların olduğu yerde olmayız, ama onlar da ‘Biz İYİ Parti’nin olduğu yerde olmayız’ diyorlar. Bu kadar net bir tutum varken, neden tartışma sürüyor anlamıyoruz” diyor.
İYİ Parti’deki bir diğer itiraz da HDP’ye ilişkin söylemlerinin ‘Kürtleri kırdığı’ yönündeki eleştirilere karşı. Geçen haftalarda Diken’e konuşan İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz da şunları demişti: “Bizler, Milliyetçi Hareket Partisi’nin politikalarına, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin politikalarına muhalif olduğumuz yerde bu partilere oy veren seçmeni aşağılamış mı oluyoruz? ‘AK Parti’ye böyle muhalefet ediyorsunuz ama bak AK Parti’den size oy gelmez’ diye bir açıklama yapılmıyor ya da bu hususta akıllar verilmiyor. HDP’nin faaliyetlerine ve siyasetine muhalif olduğum alanda neden Kürt seçmenle ilgili sopa gösteriliyor? Partiler ve yaklaşımları eleştirilir. Dolayısıyla partinin politikaları, söylemleri gittiği yol sizinle örtüşmediği zaman ne yapacaksınız? Kör ve sağır gibi mi davranacaksınız? Bu mümkün mü?”
Ama masada İYİ Parti kadar net olmasa da başka partilerin içinde de HDP konusunda tartışmaları çıktığı biliniyor. Bu tartışmalarda bazı parti kurmayları İYİ Parti’nin tutumunu doğru görürken, bazı kurmaylar İYİ Parti’yle kendilerinin duruşlarının farklı olması gerektiğini düşünüyor.
İletişim sorunu
‘Altılı masa’nın toplantıları devam ederken, masaya dair bilgi almak ve basınla paylaşmak isteyen gazeteciler de büyük zorluklarla karşılaşıyor. Her partiden farklı kurmayları arayarak ve bilgileri süzgeçten geçirerek haberler hazırlamaya çalışan gazeteciler, haberleri nedeniyle farklı partilerin ‘lehine’ haber yapmakla itham ediliyor.
Bu sorunu çözmek isteyen masa her ne kadar bir iletişim komisyonu kurmayı kararlaştırsa da ve bunun için partilerden isimler belirlense de henüz çalışmaya başlamadı. 2 Ekim’deki toplantıda bu konunun ele alınması ve komisyonun çalışma prensibinin ve biçimin belirlenmesi bekleniyor. Zira bu komisyonun yalnızca toplantılar sürecinde değil, seçim döneminde de yoğun biçimde çalışması hedefleniyor.
Beklenen hareketler…
Altılı masa her ne kadar çalışmalarını sürdürse de seçim her geçen gün yaklaşıyor. Rakipleri AKP ve MHP farklı noktalardan ataklarını sürdürüyor. 2 Ekim ve bu tarihten sonrası için masanın öncelikle ortak vaatlerini belirlemesi ve bunları yazılı hale getirmesi gerekiyor. Bu aşamaya gelmek için de seçimlere nasıl bir yöntemle girileceğinin kararlaştırılması gerekiyor. Ortak adaya gelmeden önce, Meclis’te çoğunluğun nasıl sağlanacağı, anayasa yazım sürecine kendileri dışında kalan partiler nasıl dahil edileceği ve geçiş sürecinin nasıl ilerleyeceğini mutabakat altına alması şart görünüyor.
Daha sonra adayın yetkilerinin nasıl kullanılacağı, bakanlık koltuklarına kimlerin oturacağı, bürokrasinin nasıl şekillendirileceğini konuşması gerekiyor.
Fakat her şeyden önce seçim sürecine girmeden yaşanan yol kazalarının seçim döneminde yaşanmaması için doğru ve etkili bir iletişim stratejisi kurulması kaçınılmaz duruyor.
Masadaki partilerin neredeyse tamamı bu gereklilikleri görüyor, atılması gereken adımlar olduğunu dile getiriyor. Lakin masa hala kendisinden beklenen hareketleri erteliyor.
Türkiye seçim dönemine girdiğinde yaşanacak olanlara şu an hazırlıksız duran masanın o gün gelmeden zayıf noktalarını iyi belirlemesi büyük bir ödev haline geliyor.
Zira en ufak bir zafiyet, Tayyip Erdoğan gibi siyaseti dizayn etmede mahir bir ismin karşısında kaybetmenin gerekçesi olacaktır.