Yeni Şafak'a 'abartma' hakkı: Boğaziçili akademisyene 'sözleşme oyunu' mu?

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

mesudeersan@diken.com.tr

Boğaziçi Üniversitesi’nin direnişçi akademisyenlerden Dr. Tolga Sütlü’nün iktidar yanlısı Yeni Şafak gazetesinde kendisiyle ilgili yayımlanan yalan haberi tekzip talebiyle İstanbul 7’inci Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurusu “Basın özgürlüğünün bir dereceye kadar abartma hatta kışkırtmaya başvurma hakkını da içerdiği unutulmamalıdır” denerek reddedildi.

Görsel: Youtube

Tekzip edilmesi istenen haber 21 Temmuz’da Yeni Şafak’ın basılı nüshası ve haber sitesinde yayımlandı. Haberde, ‘Tıp skandalı ‘eylemci’ye uzandı’ başlığıyla verilen haberlerde, “Karolinska Enstitüsü’nde yapay organ nakli vaadiyle hem akademi dünyasını hem de hastaları dolandıran Paolo Macchiarini’nin proje ortağını eski CHP milletvekili Sera Kadıgil Sütlü’nün eşi Tolga Sütlü çıktı” deniyordu.

Diken’e konuşan Sütlü, Karolinska Enstitüsü’nde dört yıl önce sonuçlanan bu soruşturmalarda ifadelerini verip savunmasını yaptığını ve herhangi bir ceza almadığını söylemişti. 2011’de başlayan soruşturma, 2018’de tamamlanmıştı. Sütlü, “Bahsi geçen haberlerde bana bir yaptırım uygulanmış havası verilerek daha da acısı bir hastanın ölümünde sorumluluğum varmış gibi aşağılık bir yalanla alenen itibar suikastı yapılıyor” demişti.

Söz konusu haberlerde Sütlü’nün Sera Kadıgil’le evli olduğu anlatılırken, halen TİP’in sözcülüğünü yaptığı görmezden gelinmiş, “Eski CHP milletvekili” diye söz edilmişti.

‘Onlardansanız basın özgürlüğü var, değilseniz yok’

Kendiyle ilgili yayımlanan haberlerde her türlü saldırının bulunduğunu belirten Sütlü, şunları söyledi: “Eğer onlardan yanaysanız alenen yalan haber yapmanız, iftira atmanız, hatta terbiyesizce bir dil kullanmanız bile basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebiliyorken, onlardan değilseniz cümle alemin gözüyle gördüğü aleni bir gerçeği haber yapmanıza bile ceza verilebiliyor. Tüm ülke için olduğu gibi, basın-yayın organları için de çok zor günler. Biz tabii yine de, ‘çıkmaz demeyin, şansınızı deneyin’ misali belki halen varsa militanlaşmamış, vicdanı kurumamış bir hakime denk geliriz diye itirazımızı yapıyoruz.”

Basın mensubunun ülkenin akademisyenine istediği gibi saldırma, iftira oyunlarının içine girmesine seyirci kalmayacağını söyleyen Sütlü, “Ben bu mahkemenin kararına sadece sessiz kalırım o kadar. Ama onu kabul etmek durumunda değilim ve verdiği karara saygı da duymuyorum” diye konuştu.

Kanser üzerine çalışıyor

Kadıköy Anadolu Lisesi’nden mezun olan Sütlü, Türkiye 11’incisi olarak kazandığı Sabancı Üniversitesi’nde moleküler biyoloji bilimleri ve biyomühendislik programında burslu öğrenim gördü.

Master çalışmalarını Stockholm Üniversitesi ve Karolinska Enstitüsü’nde tamamlayan akademisyen, doktora için TÜBİTAK bursuyla Avrupa’nın en prestijli ve büyük tıp üniversitelerinden Karolinska Enstitüsü’nde Hücre ve Gen Tedavisi Merkezi’ne girdi. 2005-2012 arasında enstitüde çalışarak doktorasını tamamladı. 2014’de mezun olduğu Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde çalışmaya başladı. Buradan 2019’da istifa eden Sütlü, aynı yıl Boğaziçi Üniversitesi’ne başvurdu. Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’ne kabul edildi. Sadece TÜBİTAK’dan dört ayrı araştırma fonu alan Sütlü, özellikle kanser üzerine çalışıyor.

Soruşturma tamamlanmış, neden gündemde?

Akademisyen haberlerde bahsi geçen çalışmaya doktora öğrencisiyken bir süre dahil olduğunu ve asıl çalışma alanının farklı olduğunu söylemişti. Soruşturması tamamlanmış olayın tekrar gündeme getirilmesinde zamanlamanın manidar olduğunu belirten Sütlü, “Boğaziçi’nde üç yılda bir sözleşmelerimiz yenilenir. Eylülde üçüncü yılım doluyor ve sözleşmemin yenilenmesi gerekiyor. Normal şartlarda bu tamamen bilimsel, akademik değerlendirmeye göre yapılır. Dosyamı yenilemek için teslim ediyorum. Akademik açıdan tekrar sözleşmemim uzatılmaması için bir risk yok. Türkiye ortalamasının çok üstünde bir başarıyla araştırmalarımı yürütüyorum. Ama muhtemelen bir sebep icat edip benim sözleşmelerimi yenilememek ve Boğaziçi’nden uzaklaştırmak için mazeret üretmeye başlıyorlar” demişti.

Sözleşmesi bitti, yenisi meçhul

Sütlü’nün üniversiteyle sözleşmesi üç gün önce sona erdi. Ama üniversiteden yenilenmesi için herhangi bir adım henüz açılmadı.

Sütlü avukatı aracılığıyla asılsız habere yönelik tekzip metnini gazeteye 29 Temmuz’da gönderdi. Ama talebi karşılık bulmadı. Bunun üzerine İstanbul 7’inci Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurdu. Hakim, düzeltme ve cevap yayımlanması talebini reddetti. Hakim Ramazan Çicek gerekçesinde, “İçeriklerin basın ve ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, yazılarda haber verme hakkının kullanıldığına kanaat getirildiğinden, talep eden vekilinin tekzip talebinin reddine karar vermek gerekmiştir” dedi.

‘Adalet karşısında hepimiz eşit değiliz artık’

Sütlü söz konusu karara şaşırmadığını söyledi: “Ülkede uzun yıllardır tarafsız yargı diye bir şeyin kalmadığının, yargı kurumunun tamamen iktidarın bir aparatına dönüştüğünün zaten herkes farkında. Tek adam rejimine geçişimizle birlikte bu artık inkar edilemez bir noktaya geldi. Ne yazık ki bu ülkede adalet karşısında hepimiz eşit değiliz artık. Sadece benim davamla ilgili değil, genel olarak görüyoruz ki yargı sistemimizin geldiği nokta artık maçta hakemin taraflı karar vermesi gibi benzetmeleri de geçmiş durumda. Hakem resmen karşı takımın bir oyuncusu gibi pas veriyor, orta yapıyor, gol atıyor. FETÖ’nün hakimleri, savcıları da böyleydi.”

Kritik davalara bakmıştı

Öte yandan hakim Ramazan Çiçek, Boğaziçi Üniversitesi protestoları için açılan ‘Boğaziçi Dayanışması’ adlı sosyal medya hesabını yöneten Beyza Buldağ hakkındaki tutuklama kararını da vermişti. Çiçek tutuklama kararını, bu hesaptan yayınlanan mektupla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği, paylaşımlarıyla ‘halkı kin, nefret, düşmanlığa ve suç işlemeye tahrik’ ettiği gerekçesiyle almıştı.

Çiçek, Demirören-Kalyoncu düğünü nedeniyle yolu kapadıkları için uyardığı Erdoğan’ın korumaları tarafından saldırıya uğrayan Avukat Sertuğ Sürenoğlu aleyhinde karar verilmesi için bir günlüğüne soruşturmaya atanan hakimdi.

Çiçek ayrıca, Cumhuriyet gazetesine yönelik açılan komplo davasının da hakimlerinden biriydi.

İktidar yanlısı medyadan Boğaziçili akademisyene itibar suikastı