Gezi nöbeti 100'üncü gününde: Çöküşten çıkışın yolu milyonların örgütlülüğüdür

CANAN COŞKUN

canancoskun@diken.com.tr

@canancoskun

Gezi Parkı davasında verilen mahkûmiyet ve tutuklama kararları nedeniyle İstanbul Beyoğlu’ndaki Karaköy semtinde bulunan Mimarlar Odası önünde tutulan nöbet bugün 100’üncü gününe girdi: “Derin yoksulluktan, ülkenin çöküşünden çıkışın yolu Gezi direnişinde ayağa kalkan milyonların örgütlülüğünden geçiyor.”

Fotoğraf: AA

İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan’da iş insanı Osman Kavala’ya ‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’ten ağırlaştırılmış müebbet cezası verilmişti. Mimar Mücella Yapıcı, şehir plancı Tayfun Kahraman, avukat Can Atalay, sinemacı Çiğdem Mater, sivil toplumcu Mine Özerden ve akademisyen Hakan Altınay da 18 yıl hapse mahkûm edilerek tutuklanmıştı. Bu karardan bir gün sonra Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi önünde Gezi nöbeti tutulmaya başlamıştı.

Nöbetin 100’üncü gününde davada verilen karara tepki gösterenler Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi önünde bir araya geldi. Eyleme CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP İstanbul milletvekilleri Züleyha Gülüm ve Musa Piroğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, HDP İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol’un yanı sıra avukat Can Atalay’ın babası Mustafa Atalay, annesi Şükran Atalay, Mine Özerden’in annesi Halide Özerden, Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Demir Kahraman, Mücella Yapıcı’nın kızı Burcu Yapıcı da katıldı.

Grup adına basın açıklamasını Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Esin Köymen okudu:

“Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet, aralarında Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ın da bulunduğu yedi arkadaşımızın da 18’er yıl hapse mahkûm edildiği Gezi davası karar duruşmasının üzerinden 100 gün geçti.

Osman Kavala tam 1737 gündür, diğer arkadaşlarımız da 100 gündür gerekçesiz ve suçsuz yere cezaevinde tutuluyor. Arkadaşlarımızın masumiyetine inanıyor, bu hukuksuzluğu kınıyoruz.

Meslek alanlarımızın tarihsel birikimle oluşmuş temel ilkeleri çerçevesinde halka ait olanı korumak, kamu yararını savunmak biz mühendis, mimar ve şehir plancılarının temel görevidir. Bu görev doğrultusunda, İstanbul’un en önemli kamusal alanlarından biri olan Gezi Parkı’nı korumak, ‘Gezi Parkı park olarak kalsın’ diye mücadele etmek mesleki etik ilkelerimizin bir gereğidir.

2013 Haziran’ında, korunması gereken yalnızca kamusal alanlar da değildi üstelik. İktidarın baskıcı politikaları, temel hak ve hürriyetleri günden güne askıya alması yurttaşların nefes almasını daha da zorlaştırıyor, ülkenin geleceği karanlığa gömülüyordu.

Aydınlık bir geleceği savunmak, düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip çıkmak iradesi ile doğal alanlarımızı, meralarımızı, kıyılarımızı, ormanlarımızı, kamusal alanlarımızı koruma düşüncelerinin kesiştiği simgesel bir mekâna dönüşmüştü Gezi Parkı.

Farklı mücadele alanları kesişti ve ülkemizin toplumsal mücadele tarihine kazınacak bir halk hareketine dönüştü.

Toplumun ortak değerlerini bir bir sermayeye altın tepside sunan, bu gerçekliği örtmek üzere gerici bir toplum inşa etmeyi deneyen, kadına, farklı cinsel yönelimlere, sanata, etnik ve kültürel değerlere saldıran iktidarın siyasal temsilcisi AKP’nin karşısına dikildi milyonlar.

Yaşadığı yenilginin yarattığı öfkeyi dizginleyemeyen AKP defalarca yargılamaya, karalamaya çalıştı Gezi’yi ancak hep başarısız oldu.

Uzun ve bariz hukuksuzluklar içeren bir dizi girişimin ardından son olarak kendi partisinden milletvekili aday adayı olan bir yargı mensubu üzerinden arkadaşlarımızı ve Gezi Direnişi’ni suçlamayı amaçladılar. Arkadaşlarımızın nezdinde milyonların örgütlülüğünü, milyonların talebini hapsetmek istiyorlar.

Biliyoruz ki bugün yaşanan derin yoksulluktan, ülkenin çöküşünden çıkışın yolu Gezi Direnişi’nde ayağa kalkan milyonların örgütlülüğünden geçiyor. Hukuksuz tutuklama kararlarının verildiği günden itibaren başlattığımız ve bugün 100’üncü gününe giren Adalet Nöbetleri vesilesiyle bir kez daha hatırlatıyoruz!

TMMOB ve bağlı Odaları olarak, mesleki ve teknik bilgimizi halkın yararına kullanmaya devam edeceğiz; arkadaşlarımızı asla yalnız bırakmayacağız ve bu ülkenin en görkemli halk hareketi olan Gezi Direnişi’ne sahip çıkmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Adalet Nöbetlerimizin 100’üncü gününde bir kez daha sesleniyoruz: Arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın! Bu hukuksuzluğa bir an önce son verin! 

Gezi’den ve arkadaşlarımızdan elinizi çekin! Ve şunu bilin ki biz kazanacağız, Gezi kazanacak!”

Fotoğraf: Diken

Mücella Yapıcı’nın kızı: Yaşasın dayanışma

Basın açıklamasının ardından Burcu Yapıcı annesi Mücella Yapıcı’nın mesajını okudu. Yapıcı’nın mesajı şöyle:

“100 gündür bıkmadan usanmadan sürdürmekte inat ettiğiniz nöbetlerin bir an önce bitmesini can-ı yürekten diliyorum. Hepinizi, destekleriniz ve dayanışmanız için can-ı yürekten kucaklıyorum. Yaşasın dayanışma…”

Can Atalay’ın annesi: Bâki ilk selam

Şükran Atalay da oğlu Can Atalay’ın mesajını okudu. Atalay’ın mesajı şöyle:

“100 gündür sesimiz olan, Gezi direnişinin kirpiğini dahi yere düşürmeyen tüm arkadaşlara çok selam. Bâki ilk selam…”

Tayfun Kahraman’ın eşi: Özgür ve güneşli günlerde sokaklarda buluşacağımız günler yakın

Meriç Demir Kahraman eşi Tayfun Kahraman’ın mesajını okudu. Kahraman’ın mesajı şöyle:

“Bugün 100’üncü gün. Sizlerden, ailelerimizden, öğrencilerimizden, özgürlüğümüzden kopartılışımızın 100’üncü günü. Adaletsizlik, hukuksuzluk hala devam ediyor. Bizler de sizlerin destekleri ile dört duvar arasında olsak da bu memleket için adaleti, demokrasiyi, eşitlik ve kardeşliği savunmaya, Gezi Direnişi’mize sahip çıkmaya devam ediyoruz. Bu hukuksuz tutukluluk 100’üncü gününe gelse de sizlerin destekleri bize büyük bir güç veriyor, dayanışmanız cesaretimizi arttırıyor. Biliyoruz ki bu karanlığı hep birlikte yırtacak, demokratik ve adil bir memlekette özgür ve kardeşçe yaşayacağız. Özgür ve güneşli günlerde sokaklarda buluşacağımız günler yakın. Hepinizi hasretle kucaklıyorum. Sevgi ve selamlarla.”

Can Atalay’ın babası: Dik duracağız, yılmayacağız, çoğalacağız ve istibdatı yeneceğiz.

Can Atalay’ın babası Mustafa Atalay da şunları söyledi:

“AKP iktidarının ilk sarsıldığı eylemdir gezi. Bu mücadele yıllardır devam ediyor. Dik duracağız, yılmayacağız, çoğalacağız ve istibdatı yeneceğiz.”