Katar da 'katar'ı terk etti

mete cubukcuMETE ÇUBUKÇU

Arap ayaklanmaları başladığında birçok kişinin aksine, yaşananların ucu açık ve insanların kendi inisiyatifleriyle başlattığı bir hareket olduğunu, inişli çıkışlı bir grafik çizeceğini söylemiştik. Ne bahar ne de kış tanımlamalarını savunmuştuk. Bölge halklarının rejimlerin duvarlarında açtıkları gedikten yavaş da olsa ilerleyeceğini, her şeye rağmen uluslararası denge ve müdahaleleri de göz ardı etmemek gerektiğini eklemiştik çoğu kez.

Ortadoğu hala iyi okunamıyor

Biz söylemiştik” demek değil amaç. Sadece her daim yerel dinamiklere öncelik tanıyarak ama dış dinamikleri de unutmadan, Ortadoğu’da ‘oyun‘un sadece dışarıdan oynanmadığını ifade etmeye çalışmıştık.

erdogan katar

Bölgedeki resim üç yıl öncesinden çok farklı. Ve Ortadoğu hala iyi okunamıyor; tıpkı birkaç yıl öncesinde olduğu gibi.

Ortadoğu’ya dair yedi gerçek

* Ortadoğu’da salt din, din kardeşliği ya da Müslümanlık üzerinden ortak bir politika çok mümkün değildir, bir noktadan sonra çöker.

* Bölgede mezhep çizgisi üzerinden yürümek ya da bu algıyı yaratmak kaybettirir. Ya da, doğrudan o mezhepsel çizginin ‘askeri’ olmanız gerekir.

* Konjonktürel olarak yükselen örgütlenmelere ya da örgütlere dayanarak politika yapılmaz.

* Anakronik yaklaşımlar ve ‘altın geçmiş’ hayallerine yaslanarak ‘büyük abi’ rolü oynanmaz.

* ‘Osmanlı’, bölge için farklı anlamlar taşır; fazla üstelerseniz ters teper, ki tepti. Ortadoğu ülkelerinin ‘Büyük Osmanlı’ algısı farklılık gösterir.

* Bölge ülkelerinin farklı çıkarlar için sürpriz ittifaklar yaptığını bilmek lazım. Tarihsel olarak da böyledir.

* Belagat politikasının sonunda dayanacağı yer reel politiktir.

Sisi tüm dengeleri değiştirdi

Ortadoğu’da ilişkiler hala çıkar temelli devam ediyor. Bunun son örneği de, Katar’ın geldiği nokta. Katar, Ortadoğu’da son dönemin en aktif ülkesi. Mısır’da, Libya’da, Suriye’de… Kısa süre öncesine kadar da, benzer konularda Türkiye’yle aynı safta yer alıyor ya da alıyordu. Fakat Mısır darbesi tüm dengeleri değiştirdi.

Katar, Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan’ın baskısına dayanamayarak Mısır’da darbe yönetimiyle anlaşma yoluna gitmeye başladı. Suudiler ve Körfez ülkeleri zaten darbenin arkasında, Müslüman Kardeşler’in karşısındaydı.

Hamas İran’a yeniden yanaşıyor

Ve bölgede Mısır’ın hesaba katılmadığı bir denklemin yürümeyeceği ortaya çıktı. Üstelik bazı ülkeler, Arap milliyetçiliğinin popüler olduğu dönemlerde bile birbirine böylesine yakın olmamıştı. Katar’ın da dümen kırmasıyla birlikte, Mısır’daki askeri yönetim, karşıtlarının sayısını azaltmış oldu.

Katar, Müslüman Kardeşler yöneticilerini Mısır’ın baskısıyla ülke dışına yolladı. Onlar da soluğu Türkiye’de aldı. Katar ayrıca, Mısır’daki televizyon kanalarını açmama garantisi de verdi. Hamas’ın ofisi hala Doha’da ama bir süre sonra aynı durum Hamas’ın başına da gelebilir. Bu nedenle Hamas uzun süre mesafe koyduğu İran’a tekrar yanaşmakta.

Çıkarlar öyle gerektiriyor…

Çünkü Suudiler ve Körfez ülkeleri, Müslüman Kardeşler hareketinin kendi ülkelerine yayılmasını istemiyor. Katar da Körfez İşbirliği  Konseyi’nin bu kervanına zorunlu olarak katıldı çünkü çıkarlar öyle gerektiriyor.

Suriye konusunda Türkiye gibi Suudilerle aynı cephede olan Katar, Mısır konusunda da Suudilerle birlikte artık. Türkiye’yle Suudilerse, Mısır’da farklı cephede; Riyad zaten, darbenin bir numaralı destekçisi.

Yani bölgede her farklı olayda farklı konumlanış söz konusu. Katar’ın kaçışı, Türkiye’nin tek başına kalışı bunun en son örneklerinden.

2006 ittifakı tümden değişti

Ortadoğu’da politikanın yolu daha sakin, mantıklı ve bölge dinamiklerini dikkatle almaktan geçiyor. Siz Ortadoğu’ya girdikçe bölgedeki politika oyunları da sizin içinize girmekte. Tabii ki bölgede hala iddialıysanız bu oyunu da öğrenmeniz gerek.

2006’yı hatırlatmakta yarar var. İsrail Lübnan’a saldırdığında gayri resmi cepheleşme şöyleydi: Suriye-Hamas-Hizbullah bir yanda (Türkiye’de bu cepheye yakındı), İsrail, Suudiler, Mısır, Ürdün diğer yanda. Şimdi yerinde yeller esiyor bu ittifakın. Çıkarlar farklılaştı.

Ortadoğu’da yarın ne olacağını, kimin kiminle olacağını belagat ve hesapsız adımlar belirlemiyor. Katar bile ‘katarı’* terk ettikten sonra yeni bir ayarla bölgeye dönmek için başlatılan ‘Bağdat’ seferleri ve Mısır’a medya üzerinden yollanan mesajlar nedensiz değil.