Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ekonomideki başarısızlığın nedenini 2013’teki Gezi eylemlerine bağladı: “Gezi olayları olmasaydı 1,5 trilyon doları bulan bir milli gelirle çok farklı bir yerde olacaktık.”

Partisi AKP’nin Ankara’daki toplantısında konuşan Erdoğan, şunları söyledi: “Milli gelirimizi 235 milyar dolardan aldık, 1 trilyon dolar sınırına kadar getirdik. Şayet Gezi olaylarıyla başlayan ve devam eden ihanetlerin ülkemize kur, faiz, enflasyon şer üçgeni üzerinden ödettiği ağır bedeller olmasaydı bugün 1,5 trilyon doları bulan milli gelirle farklı yerlerde olacaktık. Sahnede hangi oyun sergilenirse sergilensin gerisinde bir ekonomik sabotaj mutlaka vardır.”
Dönüm noktası başkanlık sistemi
Gezi eylemlerinin başladığı 2013’te yaklaşık 950 milyar doları bulan Türkiye’nin milli geliri o tarihten beri sürekli düşme eğiliminde.
Dünya Bankası verilerine göre 2020 itibariyle 720 milyar dolara kadar gerileyen ekonomide en önemli kırılmaysa, başkanlık sistemine geçilen 2018’de görüldü.
Bu dönemde kamuoyunda ‘Pastör Brunson krizi’ olarak hatırlanan kur şokunun etkisiyle ekonomi türbülansa girse de asıl belirleyici olan ‘istikrar’ vurgusu yapılarak geçilen ancak gelişmelerin aksini gösterdiği başkanlık sistemiydi.
Bu dönemde önemli bakanlık ve kurumlarda da görevden almaların ve istifaların ‘olağan’ haline geldiği görülüyor.
Başkanlık sisteminde bugüne kadar yedi bakan istifa etti. Merkez Bankası’nda üç başkan görevden alınırken TÜİK’te beş kere koltuk değişti. Bu değişikliklerin hemen hepsi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlarıyla uyuşmazlıklardan kaynaklandı.
Son olarak, Erdoğan’ın tüm ekonomi doktrinini karşısına alıp ısrar ettiği “Faiz sebeptir enflasyon netice” görüşüyle Merkez Bankası geçen yıl eylülden aralıka kadar 500 baz puan faiz indirmeye zorlandı ve bunun etkisiyle TL yüzde 85 değer kaybetti, herkesin şüpheyle yaklaştığı resmi enflasyonsa yüzde 70’i geçti.