Yavuz Baydar: İktidarın zirvesi intikam duygusuyla ucuzlaşıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

İktidarın zirvesinin, ‘adalet’ denilen kavramı hesap vermek değil, mantığı nereye dayandığı belli olmayan bir ‘intikam alma’ olarak algıladığı anlaşılıyor. Bu yöntem çadır devletlerine özgüdür, bazı Orta Asya cumhuriyetlerine öykünmeyi, açık despotizme doğru yürüyüşü de ifade etmektedir.

Bir devletin egemenliği, böyle ucuzlatılamaz. Böyle bir mızrak, en basit tabiriyle, çuvala sığmaz. Esas hedef, 17-25 Aralık yıl dönümü yaklaşırken, ta en başından beri yolsuzluk iddialarını sorgulayan bir medya kesiminin sesini kesmekten başka bir şey değildir.

Nitekim, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da ‘Bu bir darbe sürecidir’ derken tam da bu noktanın altını çizmektedir. Dünkü baskınlar -ki devam edecekleri de anlaşılıyor- bir yıldır ‘paralel’ safsatasıyla yürütülen ‘karşı darbe’ sürecinde yeni bir safhadır.

Medya bitirilmek isteniyor. Medyanın, gazetecilik mesleğinin bitirilmesi demek, demokratikleşmenin bitirilmesi, normalleşmenin köküne kibrit suyu ekilmesi demektir. Bu vahim gidişi göremeyenler, siyasette olduğu gibi, medyada da sıkı partizanlığın içine sığınmakta, keskin kutuplaşmanın uçlarına savrulmaktadırlar.

Dayanışma, uzlaşarak ortak demokrasi mücadelesi verme açısından bir büyük sınav verilmektedir. Kin, hınç, miyopluk ve aymazlık sadece otoriterleşmeye hizmet edecektir. Bunu anlamak gerekir.

Yavuz Baydar’ın yazısı