Pandemide arttı: Uyku yoksunluğunun bağışıklık sistemine olumsuz etkileri neler?

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

Türk Nöroloji Derneği uyku tıbbı moderatörü Doç. Dr. Gülçin Benbir, pandemi nedeniyle artan stres ve hastalık korkusunun, insomni (uykusuzluk hastalığı) başta olmak üzere uykunun süre ve kalitesinde belirgin azalmalara neden olduğunu söyledi. Uyku yoksunluğu, bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. 

Uyku süresi ve zamanı genetik olarak belirleniyor

Uyku, yaşamın en gizemli anlarından biri. Bilim dünyası bilincin askıya alındığı, ancak zihinsel aktivitenin devam ettiği bu hayati süreç üzerindeki çalışmalarını sürdürse de şimdiye kadar öğrendiklerimiz bile ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaya yetiyor.

Uyku, kendi içerisinde farklı bilinç düzeyi durumları (uyku evreleri) içeriyor. Uyanıklık ve uyku döngüsünün zaman ile ilişkili olarak düzenlenmesi genetik (sirkadiyen) etkiler ile oluşuyor. Vücuttaki/kandaki maddeler ile ilişkili etkileşimler ise uykunun içeriğini ve derinliğini düzenliyor. Işık (melatonin), vücut ısısı (ateşli hastalıklar), yemek düzeni (iştah, açlık), hormonlar (adet düzeni), sosyal aktiviteler ve duygu durumu (depresyon) ve ilaç/madde kullanımı (kahve, çay) gibi dış etmenlerin de uyanıklık ve uyku döngüsü üzerinde etkileri bulunuyor. 

Uykunun süresi ve zamanı kişiye özel ve genetik olarak belirleniyor. Normal kabul edilen uyku süresi 6-10 saat arası olmakla birlikte, herhangi bir hastalık ile ilişkili olmaksızın daha kısa veya uzun uyku süresine ihtiyaç duyan ‘normal’ bireyler de var.

İyi uyu, enfeksiyonu yen!

57’inci Ulusal Nöroloji Kongresi’nde konuşan Benbir, Covid-19 pandemisinin bağışıklık sistemi ve enfeksiyonlar ile mücadelede uykunun önemini bir kez daha gösterdiğini belirtti. Bağışıklık sisteminde görev alan hücrelerin çoğalması, gün içinde karşılaştıkları zararlı bakteri ve virüslere karşı geliştirdikleri defans mekanizmalarını diğer hücrelere aktarmaları ve direnç gelişiminin sağlanması, ancak sağlıklı bir uyku esnasında mümkün olabiliyor.

Benbir uykunun bağışıklık sistemi üzerindeki etkisini şöyle anlattı: “Tıpkı hafızanın oluşmasında olduğu gibi, uyku, bağışıklık sistemindeki hücrelerin de hafızasının gelişmesine, bir başka deyişle, aynı zararlı bakteri veya virüs ile karşılaştığında, uygun cevabın savunma hücreleri tarafından hatırlanarak verilmesine olanak tanır. Aşı sonrası antikor yanıtlarının gelişmesi için de sağlıklı uyku önemli bir destekleyici rol oynar. Uykunun süre ve içeriği ile ilişkili etkilenmesi, bağışıklık sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmasını bozar, enfeksiyon gelişimine yatkınlık oluşturur ve hastalık seyrinin de kötüleşmesine neden olur.”

Uykusuzluk tepeden tırnağa zarar 

Sağlıksız uykunun pek çok istenmeyen sonucu bulunduğunu belirten Benbir, şöyle konuştu: “Sağlıklı bir uyku olmazsa, hafıza etkilenir, dikkatte azalma gözlenir, iş ve trafik kazaları meydana gelir, hipertansiyon ve kalp krizi gibi kalp ve damar hastalıkları ile beyin felci gibi beyin damar hastalıkları riskinde artış görülür, bağışıklık sisteminin zayıflaması ile hastalıklara yatkınlık oluşur, kilo alımı ve diyabet gelişimi izlenir ve psikolojik problemler ortaya çıkar.”

Hayatımızın yaklaşık üçte birlik dönemini kapsayan uykunun görevleri oldukça fazla ve önemli. Fizyolojik yenilenme ve tamir, öğrenilen bilgilerin kalıcı hale getirilmesi ve hafızanın yapılandırılması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, kardiyovasküler sistemin relaksasyonu, stres ve endişenin giderilmesi ve hormonların düzenlenmesi için sağlıklı bir uyku süresi ve içeriğinde ihtiyaç var.

Benbir, sağlıksız uykunun sonuçlarını şöyle paylaştı: “Sağlıklı uyku yapısını bozan her türlü iç ve dış etmenler, uyku süre ve zamanlamasındaki değişiklikler, uyku içeriğinin bozulması ve uyku hastalıkları uykunun fonksiyonlarını etkiler. Sağlıklı bir uyku olmazsa, hafıza etkilenir, dikkatte azalma gözlenir, iş ve trafik kazaları meydana gelir, hipertansiyon ve kalp krizi gibi kalp ve damar hastalıkları ile beyin felci gibi beyin damar hastalıkları riskinde artış görülür, bağışıklık sisteminin zayıflaması ile hastalıklara yatkınlık oluşur, kilo alımı ve diyabet gelişimi izlenir ve psikolojik problemler ortaya çıkar.”

Vardiyada değişim saat yönünün tersi olmalı

Cernobil nükleer kazasının gece 01:30 civarında uykusuzluk sonucunda insan hatasına bağlı olduğu biliniyor. Benzer şekilde Challenger uzay gemisinin patlaması, bir önceki gece sadece iki saat uyuyan mühendislerin uyku yoksunluğuna bağlı hataları ile ilişkili. Benbir, tüm bu bilgiler ışığında işverenlerin uyku sağlığı ve iş verimine yönelik iyileştirici önlemler alınması gerekliliği söyledi.

İşverenlerin çalışanların uyku yapısı ile beklenilen iş yükü arasındaki ilişkiyi doğru kurması gerektiğini de vurgulayan Benbir, şu uyarılarda bulundu: “İşyeri ile ilişkili düzenlemeler de yapılmalı. İşyeri koşulları optimize edilmeli, gün içinde uygun aydınlatma kullanılmalı, uygun aralıklarla dinlenme dönemleri belirlenmeli, uygun sosyalleşme ve yemek koşulları sağlanmalı, öğle saatlerinde kısa uyku odaları düzenlenmeli ve çalışma saatleri çalışanlar gözetilerek düzenlenmeli. Vardiyalı çalışmanın optimizasyonu ile ilgili kurallar mutlaka gözetilmeli. Kalıcı değişimlerden kaçınılmalı. Vardiya değişimlerin haftalık değil, üç-dört hafta arayla yapılmalı. Değişim saat yönünün tersine olmamalı, uzun (12 saat ve üzeri) olmamalı, iki vardiya arasında en az 12 saat olmalı, fiziksel olarak yorucu, monoton veya tehlikeli işler için gece vardiyası kullanılmamalı, düzenli hafta sonu boşlukları bırakılmalı ve değişimin kendi içerisinde de mutlaka bir düzeni olmalıdır. Çalışma esnasında oluşabilecek aşırı yorgunluk ya da uykululuk gibi bulgular erken saptanmalı, uygun müdahalede bulunulmalı ve lüzum halinde uyku merkezine yönlendirilerek hekim görüşmesi istenmelidir.”