Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’ya Kolomb’dan önce bazı Müslüman kâşiflerin ulaşmış olduğunu söyledikten sonra yaşananlar, bugün Türkiye’de ne kadar sağlıksız bir ruh hali içinde bulunduğumuzu, sosyal yaşamımızda bizleri bir arada tutan hiçbir ortak noktanın kalmamak üzere olduğunu gösterdi.
Erdoğan’ın dediği gibi, bir çevre buradan kendisine saldırma, alay etme fırsatı yaratmaya çalıştı. O çevre söylenen söze değil diyene bakarak karar veriyor. Bu toplumda seveni çok olmakla birlikte sevmeyeni de çok olan bir Cumhurbaşkanı var. Bu normal olabilir de nefret edeni gün geçtikçe irrasyonelleşiyor. Ortada hastalıklı bir nefret var. O çevre, söyleyen o olduğu için söylediğiyle alay etmeye, “Ne kadar saçma” demeye başladı.
Ama aynı çevre, nedense bir zamanlar Atatürk’ün “Mu kıtası”na takmış olduğunu ve bu efsanevi kayıp kıtada Türklerin izini filan sürmeye çalıştığını nedense unutuyorlar. Şu andaki nefretleri kendilerini tamamen teslim almış olduğundan Atatürk’ün yaptığı saçma değil, ama Erdoğan’ın sözü saçma gelebiliyor.
Bu ortam sadece bir siyasetçinin, bir kesimin nefretiyle alakası olmakla kalsa bu çok önemli olmayabilirdi, ama çok daha vahim bir durum var. Bizler dinle ilgili aramızda anlamlı bir diyalog kurma imkânını gün geçtikçe kaybediyoruz.