Dell'in 2030 hedefi: Ürünlerin yarısı dönüştürülmüş malzemeden üretilecek

SEÇİL TÜRESAY

secilturesay@diken.com.tr

Işıl Hasdemir Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden mezun bir mühendis. Elektrik-elektronik mühendisliği bölümünden mezun olup 20 yılı aşkın süre küresel teknoloji şirketlerinde çalıştıktan sonra, 1,5 yıl önce merkezi ABD’deki Dell Technologies’in Türkiye’deki genel müdürlüğüne getirildi.

Geçmişte cinsiyetçilik kaynaklı haksızlıklara uğradığını anlatan Hasdemir, gençlere susmamalarını, yılmamalarını öneriyor. Kadınlara, özellikle de kız çocuklarına meslek edinme, kariyer planlama gibi alanlarda destek vermek amacıyla düzenlenen programlara seve seve katılıyor.

Günün işe dair diğer koşuşturmaları dışında parçası olmaktan memnuniyet duyduğu bir şey daha var. Daha yaşanılabilir bir dünya için konulan hedeflere ulaşma yolundaki projeler.

Hasdemir’le teknoloji dünyasında kadın olmak ve şirketinin sürüdürülebilirlik konusunda attığı adım ve hedefleri konuştuk…

Teknoloji alanında kadınların temsil oranı nasıl?

Dünyada teknoloji alanındaki üst düzey kadın yönetici oranı yüzde 22. Türkiye’de ise sadece yönetim kadrolarında değil tüm çalışanlar göz önüne alındığında kadın oranı yüzde 9,8. Temsiliyet maalesef istediğimiz oranda değil.

Kadın olduğunuz için haksızlık, ayrımcılığa uğradınız mı?

Kadın ve erkek arasında ücret, performans ölçülmesi ve işe alımda farklılık var. Yeni dönemde farkındalık arttı. Önyargıları yıkmak üzerine hem şirketlerin hem de bireylerin çabaları var. Benim uzun süreli bir tecrübem var sektörde ve zaman zaman çok ciddi haksızlıklara uğradım. Kadın olduğum için doğrudan dile getirilmese bile erkek adayların öne geçirildiği zamanlar oldu. Maaş eşitsizliği oldu. Beraber çalıştığınız erkeklerin sizin daha başarılı olduğunuzu hazmedemediği de olabiliyor. Mobbing dahil birçok olumsuzluk yaşadım.

Bu zorlukları göz önüne alırsak deneyiminizi gençlere aktarıyor musunuz, ne gibi tavisyelerde bulunuyorsunuz?

Üniversitelerin kariyer etkinliklerine katılıyorum. Yukarıda bahsettiğim zorluklar aşılabilir; öncelikle bunu söylüyorum. Haksızlıklara takılırsak bulunduğumuz noktalarda olamayız. Önemli olan haksızlığın farkına varıp aksiyon alabilmek. Yaşanan haksızlıklar sizi geliştirmek için fırsat. Sesinizi erken bulun, haksızlıklar karşısında konuşun, fikrinizi dile getirmekten çekinmeyin. Bunların iş hayatında mevcut olduğunu söylüyorum. Tabii sadece ben tavsiye vermiyorum ben de gençlerden çok şey öğreniyorum. Ben de onlardan besleniyorum. Onlarla bir araya gelmek çok hoşuma gidiyor. Onların dünyasında neler olduğunu öğreniyorsunuz.

Yaşam coach’u veya başka türlü destek aldığınız kişi, kurum var mı?

Programlar, mentorlar oldu destek aldığım. Ama asıl önemli olan kişisel gelişim ve kişisel farkındalık diye düşünüyorum.

Dell’in sürdürülebilirlik projelerinden bahseder misiniz? Siz göreve başladıktan sonra yapılanlar ve gelecek için hedefler?

Şirketin 2030 için hedef koydukları, Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma planından alınan şeyler. Ve, bunu tüm dünyayla paylaşıyor. “Benim hedeflerim şu bunu 2030’a kadar yapacağım” diyor. Bunu yaparak kendini de bağlamış oluyor.

Somut örnek verebilir misiniz?

Şimdiye kadar küresel anlamda 1 milyon ton elektronik malzeme dönüştürüldü. Ülke bazında ölçmüyoruz. Hedeflerin dört ana başlığı var biri sürdürülebilirlik. 2030 hedeflerine gelince satılan ürünlerin yüzde 50’sinin geri dönüştürülmüş veya yenilenebilen malzemelerden üretilmesi. Ambalajların ise tamamı geri dönüştürülmüş veya yenilenebilir malzemeden oluşacak. Mesela laptoplar 5400 serisi kullanıyorsanız içinde yüzde 20 oranında biyoplastik kullanılıyor, ağaç atıklarından elde edilen biyoplastik. Şirketin sahip olduğu binalarda su, enerji tüketimi hedeflere uygun ayarlanıyor. Ürün portföyü yüzde 64 daha az enerji harcayan hale getirilmiş durumda.

Çalışanların yüzde 50’si kadın olacak

İkinci başlık kapsayıcılık. Burada özellike kadın başlığı altında çok önemli bir hedef var. Tüm dünyada Dell çalışanlarının yüzde 50’si kadınlardan oluşacak. Yöneticilerin de yüzde 40’ı kadın olacak. Türkiye’de kadın yönetici olarak yüzde 40’ı geçtik, yüzde 50’deyiz. Herhangi bir iş için sadece erkek aday başvurmuşsa mutlaka kadın aday arayışına giriyoruz.

Bunun bir alt başlığı önyargılarla mücadele etmek için ‘Be the change’ adını verdiğimiz programımız. Bütün yöneticileri eğitiyoruz önyargılarını kırmak için. Sadece kadın ve erkek açısından değil tüm önyargıları kırmak burada amaç.

Bir orman projeniz var diye biliyorum...

Pandemi ilk başladığında başlattık bu projeyi. İnsan eliyle ağaçlandırılamayacak alanlar var. Ulaşılması zor, çok fazla insan gücü ve finansman gerektiği için. Orman Genel Müdürlüğü bize alan gösterdi. EcoDrone adlı firmayla çalıştık. Drone’la tohum topları atıldı. Normal tohum atarsanız yetişme şansı yok o nedenle ‘tohum topu’ atılıyor. Düştüğünde toprağın içine giremediği üstünde kaldığı için tohumun kendisine yeter hale gelmesi, beslenmesi gerekiyor. O nedenle tohumlar onları besleyecek çeşitli katmanlarla tohum topları haline getiriliyor. Tohumun filizlenmesi için gerekli besini var öyle düşünün.

Bu tohum toplarını da pandemi, iklim değişikliği gibi sebeplerle işsiz kalmış kadınlar yaptı. Artvin, Karabük, Ankara, Mersin’de toplam 500 bin tohum topu atıldı. Dell ürünü satın alındığında beş adet daha tohum topu atılıyor, satın alan kişi QR kodu aracılığıyla takip edebiliyor topların atılıp atılmadığını. Proje bu şekilde devam ediyor.

Çalıştığınız stk var mı?

Unicef’in iş dünyasından isimlerin yer aldığı bir danışma kurulu oluşturuldu. İlk defa Türkiye’de kuruldu. Orada yer alıyorum. Çok işsiz var, eğtimli işsiz var, ev insanı haline gelen gençler var. Orada onlara nasıl destek olabiliriz, farklı eğitimlerle onlara nasıl etkinlik, yetkinlik kazandırabiliriz diye programlar oluşturmak için çalışıyoruz.

Kadın derneği var mı çalıştığınız veya bağınız olan?

Şirket olarak kadınlara yönelik programlarımız var. Habitat’la bir inisiyatif hayata geçirdik. Kadınların teknolojideki sayısı, katılımı az. Dönüp arkaya baktığınızda bunun yetiştirmeden başlayan bir şey olduğunu görüyoruz.

‘Kızların kafasına mühendisliğin erkek alanı olduğu işleniyor’

Kız çocuklarının mühendisliğin, teknolojinin erkek alanları olduğu kafalarına işleniyor. Toplumdaki sosyal görevler de ekleniyor. Biz şunu gördük. Kız çocukları üniversitelerde teknoloji veya mühendislik bölümüne girse bile o alanlarda çalışma oranı düşüyor. Akademetre’yle çalışma yaptık üniversitelerin son sınıflarındaki 400 öğrenciyle konuştuk. Üniversiteye girerken nasıl seçim yaptıklarına ilişikin soruya yüzde 72’si yakın çevrelerinin etkisiyle olduğu yönünde yanıt veriyor.

Bu yakın çevrede ilk sırada kendileri var ikinci sırada, “Babam” yanıtı geliyor, üçüncüsü öğretmenleri; anne yok. Teknik kökenli sistem alanında anneler rol model olamıyor. İlk girdiklerinde yüzde 75’i mezun olduğu alanda çalışmak istiyor. son sınıfa geldiklerinde bu oran yüzde 70’e düşüyor. “Bu alanlar erkek alanı, çok fazla mesai var, erkeklere göre az maaş veriliyor” diye düşünüyorlar.

İlkokul çağındaki çocuğa, “Mühendis ne iş yapar” diye sorulduğunda beyaz önlük giyen, Einstein’a benzeyen, saçları karışmış erkekleri tarif ediyorlar, yani bilmiyorlar, fikirleri yok.

Peki bunu değiştirmek için ne yapılabilir?

Habitat’la yola çıkarak kafalarındaki önyargıları kırmak amacıyla yola çıktık kız çocukları için. 8-11 ve 12-14 yaş grubu olarak iki grup oluşturduk. ‘Future4Girls’ adlı programda onlara teknik modellemeler yapacak, problem çözümüne, tasarıma yönlendirecek program oluşturduk. Mühendisin ne olduğunu anlatmak istedik. Gönüllü öğretmenler, iş dünyasından isimler geldi. Çok güzel geri dönüşler aldık. 900 kız kız öğrenciye ulaştık. Sonunda da bir sergi açtık.

‘Bilgisayarların Rönesansı’

Pandemide bilgisayar kullanımını artırdı değil mi? Nasıl bir değişim gözlemlediniz?

Pandemiye kadar, “Benim akıllı telefonum var bilgisayara ihtiyacım yok” diye düşünüyordu insanlar ancak pandemide bu durum değişti. 2020’ye ‘bilgisayarların Rönesansı’ deniyor çünkü bilgisayarlar hayatımıza tekrar vargücüyle girdi. Artık aklınıza hayalinize girmeyecek şeyleri bilgisayar üzerinden yapıyoruz.