İmzacı büyükelçiler, geçen hafta salı günü uyarılmak üzere Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldıklarında, kendilerine Viyana Sözleşmesi’nin 41’inci maddesine aykırı hareket ettikleri hatırlatılmıştır.
Hafta sonunda krizi çözmek üzere Dışişleri Bakanlığı ile büyükelçilikler arasında yürütülen müzakereler de “Viyana Sözleşmesi’nin 41. maddesine riayet edileceği” yolundaki bir beyan üzerinden çözüme bağlanmıştır.
Türk tarafı, ABD’nin sözleşmenin bu maddesine uyulacağına ilişkin 25 Ekim tarihli beyanını, 18 Ekim ortak açıklamasında hatalı hareket edildiğinin kabulü ve böyle bir hareket tarzının bundan sonra tekrarlanmayacağı yolundaki bir taahhüt olarak yorumlamakta ve kamuoyuna da bu şekilde takdim etmektedir.
Buna karşılık ABD yönetimi, 25 Ekim duyurusunu kendi kamuoyuna takdiminde, Kavala’nın serbest bırakılması çağrısının yer aldığı 18 Ekim ortak açıklamasının zaten Viyana Sözleşmesi’ne aykırı bir hareket olmadığı tezini savunuyor. (…) ABD tarafının insan hakları konularının kamuoyu önünde gündeme getirilmesinin Viyana Sözleşmesi çerçevesinde içişlerine müdahale sayılmaması gerektiği şeklinde bir tezden hareket ettiğini söylemek mümkündür.