Dört yılı aşkın süredir tutuklu bulunan insan hakları aktivisti Osman Kavala’nın eşi Prof. Dr. Ayşe Buğra, “Şu durumun ne mantıkla ne hukuklu açıklanabilir tarafı yok” dedi.
Aralarında ABD, Almanya ve Fransa’nın da olduğu 10 ülkenin büyükelçisi, Kavala’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları doğrultusunda serbest bırakılması için çağrıda bulunmuştu.
Çağrının ardından, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Yatıyorlar kalkıyorlar Kavala Kavala. Kavala dediğin Soros’un Türkiye şubesi” ifadesini kullanmış ve 10 ülkenin büyükelçilerini istenmeyen kişi ilan etmek için ‘Dışişleri Bakanlığı’na talimat verdiğini’ söylemişti.
Buğra: Dışişleri, büyükelçi kararını engellemeli
Halk TV’den İsmail Saymaz’a konuşan akademisyen Ayşe Buğra büyükelçi meselesiyle ilgili şunları söyledi: “Türkiye, Avrupa Konseyi kurucu üyesi olan, AİHM kararlarının bağlayıcılığını kabul etmiş bir ülke. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, kasım sonunda Osman bırakılmazsa yaptırım başlatacağını söyledi. Bu vahim bir şey. Elçilerin girişimini işlerin bu hale gelmesini önlemeye yönelik iyi niyetli girişim olarak yorumluyorum.”
Buğra, bu kararı Dışişleri’nin engellenmesini gerektiğini söyledi.
‘Savunma yapsa ne olacak, yapmasa ne olacak…’
Erdoğan’ın açıklamaları hakkında “Yargı bağımsızlığı fikrine uygun değil. Bir çelişki var” diyen Buğra, eşinin duruşmalara çıkmama kararı hakkında şunları kaydetti: “Bu durumda duruşmalara çıkmasının anlamı kalmadı gibi geliyor. Duruşmada söylenenler yargıyı ne kadar etkiliyor? Kararına saygı gösteriyorum. Konuşmadık ama bu kararı anlıyorum. Savunma yapsa ne olacak, yapmasa ne olacak. Duruşmalar yıpratıcı oluyor. İnsan çok sarsılıyor. Bilmiyorum, belki gitmem.”
“Açık Toplum Vakfı, Türk kanunlarına göre kurulmuş ve denetlenen bir vakıf. Eşimin öteki yönetim kurulu üyelerinden farklı bir konumu yok. Niçin tek bir insan Soros’un temsilcisi gibi gösteriliyor? Anlamak çok zor” diyen Buğra, bu konu hakkında Saymaz’ın “Bir yorumunuz var mı” sorusuna şu cevabı verdi: “İsmail bey, yok. Şu durumun ne mantıkla ne hukukla açıklanabilir tarafı yok. Türk yargısının işleyişi konusunda dört yıl sonunda çok umutlu olabilmem imkânsız.”