Orhan Bursalı: Erdoğan'ın seçim sürecinde mutlaka bir iç ve dış gerilim stratejisine ihtiyacı var

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Erdoğan’ın büyük ve meydan okuyan dünya lideri olarak hem kendisini görmesi hem de seçmenlerine kendini böyle kabul ettirmiş olmasıdır. Yani elçilerin bu girişimi karşısında kendisinden beklenen çıkışı yapmış olması. Fakat elçilerin gönderilmemesi durumunda, bu itibar gider.

Eğer elçiler atılırlarsa 10 ülkenin de bizim elçileri ülkelerinden çıkartması kesindir. Sonra ayıkla pirincin taşını..

Erdoğan’ın çıkışını, daha önce yazdığım, “dış düşmanla gerilim stratejisi”nin bir gereği olarak görme eğilimindeyim.

RTE’nin ekonomiyi 2022’de toparlaması olanaksız gözüküyor. Bu nedenle Erdoğan’ın seçim sürecinde mutlaka bir iç ve dış gerilim stratejisine ihtiyacı var; gerilim yaratma ustası olarak görülür.

Fakat 10 ülke ile bu gerilim çok erken patladı. Mesela 2022’nin sonuna doğru bu kriz olsaydı, yedi düvelin ülkeye saldırısı karşısında, belki de yüzde 4’lere varan bir seçmeni yerinden kıpırdatma olasılığı düşünülebilirdi.

Ama yine de bu gerilim politikasının artık seçmende bir karşılığı olabilir miydi, bu bile tartışılır. Ülkeyi yoksullaştıran, işsizleştiren, emeğin ve TL’nin değerini pul eden bir lider damgasının üzerinden silinmesi belki de olanaksıza yakındır.

İktidar yine de dış kriz yaratmada ileride büyük oynayacaktır.

Orhan Bursalı’nın yazısı