Fakat asıl mesele, ‘Saray’ kelimesinin, Cumhuriyet’ten sonra o büyülü ve emperyal manasını kaybetmiş olmasıdır. Önce ‘palas’ olarak sıradanlaştırılan [‘Palace’ -ki ‘Palas’ okunur, Batı dillerinde ‘Saray’ demektir!] bu kelime, bırakınız ihtişamlı olanını, kıytırık apartmanlara bile ad olarak konulur olmuştur.
‘Saray’ ise emperyal manasını, bürokratik yapılara taşımıştır. Vesayetin artık Sultan’a değil de Cumhuriyet bürokrasisine ait olduğunu göstermenin semiyotik yollarından biri de, Adliye ve Emniyet binalarına ‘Saray’ denilmeye başlanmasıdır: ‘Adalet Sarayı’, ‘Emniyet Sarayı’ gibi! Dikkat edilsin, ‘Saray’, yargıya ve polise ait binalara verilmektedir!
Ama, ‘Palas’ın sıradanlaşması gibi, Türkiye’miz demokratlaştıkça, ‘Saray’ın da sıradanlaştığına tanık oluyoruz. ‘Saray’, artık bürokratik değil, ticarî kurumlara bir statü kazandırma bağlamı içinde düşünülüyor: ‘Simit Sarayı’ gibi!
Sayın Cumhurbaşkanı’mızın çok değerli danışmanları acaba bütün bunları hiç düşünmediler mi?