Hal böyleyken, 40 kadar emniyet mensubu cezaevinde tutuklu bulunuyor. Bazıları “darbe” iddiasıyla karşı karşıya. Mesela Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan… Diğerlerine isnat edilen eylemler, CMK’da sıralanan katalog suçlar kapsamına da girmiyor. Yılmazer ve Demirhan açısından bazı usulsüz dinlemeleri “darbeye teşebbüs” diye nitelendirdiler. Nerede burada somut delil? Zira bu 2 kişinin, 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarıyla da bir ilgileri yok.
Diyelim ki, Ahmet’i, Mehmet’i, 10 binlerce kişi arasından 5-10 kişiyi usulüne uygun dinlemediler. Bu eylem, bir darbeyi gerçekleştirmeye elverişli mi? Ya da bir başka cepheden meseleyi ele alalım… Yolsuzluk operasyonlarını yürüten eski Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, yolsuzlukları takip ettiği için mi darbeci oldu? Soruşturma 2012’de başladı; Rıza Sarraf’ın bakan çocuklarıyla ve bakanlarla ilişkisi 2013’te meydana çıktı. Saygılı, rüşvet paralarını görmeseydi “vatansever” ve en az Rıza Sarraf kadar “hayırsever” mi olacaktı?