Pandemi kalbimizi hızlandırdı, tahammülümüzü azalttı

Erdal Güven
Erdal Güven
Mesleğe 1991’de Cumhuriyet'te başladı. Yeni Yüzyıl ve Radikal’de çalıştı. Ocak 2013'ten bu yana Diken’in yayın yönetmeni.

ASUMAN AYDIN ORUÇOĞLU

Normal durumlarda kalbin dış uyaranlara ve ihtiyacına göre dakikadaki atım sayısını ayarladığını belirten uzmanlar, pandeminin de etkisiyle kalbin bu uyumunun bozulduğunu, kalp atım sayısının sürekli yüksek seyrettiğini, daha tahammülsüz, daha yorgun, daha isteksiz hale geldiğimizi belirtiyor.  Uzmanlar bu duruma ‘Sempatik baskınlık‘ adını veriyor.

Peki sempatik baskınlık arttığında neler mi oluyor?

Ege Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Meral Kayıkçıoğlu bunları şöyle sıralıyor: “Vücuttan adrenalin ve noradrenalin hormonları salgılanır. Kalp normalden hızlı olarak çalışır ve nefesle uyumlu değişiklikler görülmez. Normalde kalp atım hızı uyaranların etkisiyle sürekli değişiklik gösterir. Bu değişim yeteneği  kronik strese maruz kalanlarda azalır. Kalp hızı değişkenliği düşük olan hastalar küçük stresli uyaranlara bile uygunsuz ve aşırı tepkiler verirler. Bazen bir müzik, bazen bir cümle bile dengelerini bozar.

Toplumların kronik streslere maruz kaldığı durumlarda parasempatik baskınlığın arttığını, Covid 19 pandemisinin böyle bir etki yarattığını kaydeden Prof. Kayıkçıoğlu, “Sürekli sempatik aktivasyonunda  kalp hızının yanı sıra enflamasyon da artar. Bu durum damar içini döşeyen endotel adlı koruyucu tabakayı da bozar” diyor ve şöyle devam ediyor: “Örneğin 2005 yılında Amerika’da meydana gelen Katrina kasırgası sonrasındaki 2 yılda kalp krizleri 3 kat arttı. Japonya’dan, Yunanistan’dan ve başka ülkelerden deprem sonrası çalışmalar var.  Kısa ve uzun dönemde depremin yaptığı yıkıcı etkinin derecesine bağlı olarak kalpten ölümlerin 10 katına kadar çıktığı bilimsel çalışmalarda ortaya konmuş.”

Sempatik sinir sistemi özerk çalışıyor

Sempatik sinir sistemi, vücudumuzun özerk olarak çalışan otonom sinir siteminin bir bölümü, diğeri ise parasempatik sistem. Otonom sinir sistemi istemsiz yapılan hareketleri ve organ fonksiyonlarının kontrolünü gerçekleştiriyor.

Prof. Dr. Meral Kayıkçıoğlu, kalp uyumsuzluğunun ve hızındaki artışın, yani sempatik baskınlığın sindirim, solunum, tükürük salgılanması, terleme, işeme fonksiyonu, cinsel uyarılma gibi durumlarda da etkili olduğunu hatırlatıyor. İshal, kabızlık, sık idrara çıkma, aşırı terleme…. Özetle otonom sistemin etkili olduğu tüm vücut fonksiyonları sempatik baskınlıkta bozulabiliyor.

Sempatik sistem baskınlığı olan ve parasempatik sistemi devreye giremeyen kimselerde kalp normalden hızlı olarak çalışıyor ve nefesle koordineli değişiklikler görülmüyor. Kalp hızı değişkenliği düşük olan hastalar küçük stresli uyaranlara bile uygunsuz ve aşırı tepkiler veriyor.

Ne kaçabiliyor ne de savaşabiliyoruz

Otonomik sinir sitemi iki bölümden oluşuyor. Sempatik sinir sistemi ve parasempatik sinir sistemi. Karşılaşılan bir stres uyaranı sonrasında  sempatik sinir sistemimiz devreye giriyor. Uyarana verilen stres yanıtı ile beyinden salgılanan hormonların etkisi ile böbrek üstü bezlerinden kortizol ve adrenalin salgılanıyor.

Sempatik sistem yanıtının işlevi tamamlandığında parasempatik sistem devreye giriyor. Kalp hızı yavaşlıyor, tansiyon düşüyor, kan akımı tekrar iç organlara yönlendiriliyor ve bağışıklık sistemi devreye giriyor.

Doğada ve doğal koşullarda  stres yanıtının ortaya çıkaran uyaranlar nadir sıklıkta, yabani bir hayvanla karşılaşıldığında, düşman görüldüğünde, doğal felaketlerle karşılaşıldığında olurken, günümüzde bu konuda insanoğlu çok şanssız. Devamlı küçük veya büyük streslerle karşılaştığımız hayatlar yaşıyoruz. Neredeyse uyanık geçirdiğimiz tüm dakikalarda, hatta uykuda bile bu stres yanıtı aktif.  Sempatik sistem, parasempatik sistemi baskılayıp çarpık bir dengeye neden olabiliyor” diyor Prof. Dr. Kayıkçıoğlu.

Peki insanların bir bölümü kronik strese karşı sakinliğini korurken bir bölümü neden aşırı tepki veriyor?

Uzmanlar, çocukluk taravmalarının da kronik strese karşı vücudun esnekliğini bozduğunu hatırlatıyorlar. Anksiyete, depresyon işte bu sempatik baskınlıktan kaynaklanabiliyor.

İdeal kalp atım sayısı

Sempatik sistemin baskın olmadığı, sempatik ve parasempatik sistemlerin dengeli olduğu ideal koşullarda kalp atımları arasındaki sürenin değişken olduğunu anlatan Prof. Kayıkçıoğlu, ideal kalp atım sayısının günlük aktivasyonları ve sağlık durumuna göre farklılıklar gösterdiğini vurguluyor.

Normal bir kalp, stres ya da farklı uyaranlarda hızlanabiliyor, tansiyon yükseliyor. Ancak bu uyaran ortadan kalktığında çok çabuk normale dönüyor. Sempatik baskınlığı olanlarda kalp normale dönmekte zorlanıyor. Bu durum bazen kalıcı hale geliyor. Sorun anksiyeteyi, anksiyete kalp uyumsuzluğunu tetikliyor.

Örneğin bir sporcunun dinlenme anında kalp atım sayısının 40’lara kadar düştüğü ancak spor yapmayan birinde bu atım sayısının hastalık sinyali olarak değerlendirilebileceğine dikkat çekiliyor. Yine günboyu kalp atım sayısı 80’lerde seyreden biri için sempatik baskınlıktan söz edilebileceği biliniyor.

Prof. Kayıkçıoğlu  ideal kalp atım sayısı için ortalama 70 rakamını verse de, “Günboyu maruz kalınan her şey, kalp atım sayısında inişler çıkışlar, kalp atımları arasındaki sürelerde değişikliklere neden olur. Değişkenlik olması sağlıklı bir durumdur. Soğukkanlı ve duygusal olarak dengeli bireylerin kalp hızı değişkenlikleri yüksektir” diye konuşuyor.

Sempatik baskınlık azaltılabilir

Bir insan bilinçli bir şekilde uğraşarak kalp hızı değişkenliğini arttırabiliyor. Bir kişinin ideal kalp hızı değişkenliği, sakin ve duygusal olarak rahatlamış olduğu ve dakikada beş ila yedi nefes aldığı zamanlarda oluyor. Bütünleyici tıpla uğraşanlar, yoga, meditasyon ve nefes çalışmaları sırasında bilinçli olarak yavaş ve derin, uzun nefesler almanın parasempatik sistemi devreye soktuğunu ileri sürüyorlar.. Önce sadece çalışmalar sırasında daha aktif olan parasempatik sistem, günler içerisinde daha çok devrede kalmaya başlıyor ve kalp hızı değişkenliği artıyor.

Kalp hızı değişkenliği artan hastaların anksiyete ve depresyon bulgularında gerileme sağlanıyor. Günlük yaşam kalitesinde ve hastaların iyilik halinde artış görüldüğü hatırlatılıyor. Bu nedenle şiddete veya tacize maruz kalanların,  depresyon ve anksiyetesi olan hastaların, yüksek tansiyon hastalarının ve kardiyak problemi olan hastaların, medikal tedavi ve uygulamalarına ek olarak yoga, meditasyon ve nefes çalışmaları yapmaları iyileşme sürecini hızlandırıyor.

Ünlü Kalp cerrahlarımızdan Prof. Dr. Bingür Sönmez, hastalarına ısrarla yoga yapmalarını öneriyor. Kalp yogası yapan hastaların daha kısa sürede normal yaşamlarına döndükleri belirtiliyor.

Sol burun deliğinden nefes alın

Populer Science Dergisi’nde yayınlanan bir makale, sempatik baskınlığı olanlar için çok ilginç bir öneride bulunuyor.  Doktorlar özellikle sempatik baskınlığı yaşayan ya da kalp hastası olanlara  sol burun deliğinizden nefes alma egzersizleri veriyor. Neden mi? İşte yanıtı: “Sağ burun deliğinden nefes almak beynin sol bölümünü, soldan nefes almak ise  sağ bölümünü uyarıyor. Sol beyin yarım küresi sempatik sinir sistemi faaliyetlerini düzenlerken, sağ beyin yarım küresi parasempatik sinir sisteminin fonksiyonlarını belirliyor.

Yani sağ burundan nefes alırken farkında olmadan sempatik sinir sisteminin, sol burundan nefes alırken de parasempatik sinir sisteminin faaliyetlerini artırmış oluyoruz. Bu yüzden sağ burun deliğini daha çok kullanan insanlarda kalbi yoran bir durum oluşmaya başlıyor. Sağ burnu kapatarak, soldan nefes almak,  sempatik sistemin faaliyetleri azalıyor ve kalp hızı yavaşlatılabiliyor. Burnunun genellikle sol kısmından nefes alan insanlar bu nedenle daha soğuk kanlı oluyor, heyecan ve stres yapmayan insanlar haline geliyorlar.