Biden yönetimiyle birlikte, ABD birliklerinin Kuzey Suriye’de kalma gerekçesinde DEAŞ ile mücadele hedefine dönük vurgu yeniden ön plana çıktı.
Geride bıraktığımız aylarda Biden’ın, selefi Trump’ın Taliban’a yaptığı taahhütleri hayata geçireceğini açıklayıp Afganistan’dan çekilme takvimini işletmeye başlatırken, buna paralel bir şekilde Suriyeli Kürtlere dönük de bir diplomasi yürüttüğü anlaşılıyor.
Afganistan’dan çekilme sürecinin bir benzerinin Suriye’de de tekrarlanabileceği yolundaki kaygıları önlemek üzere Biden yönetimi bir dizi adım attı.
Önemli olan bir nokta, önceki yönetim döneminde yaşanan ve büyük ölçüde Başkan Trump’tan kaynaklanan yalpalamalardan sonra SDG kadrolarının Biden yönetimine daha güvenle bakıyor olması. Nitekim SDG komutanı Mazlum Kobani, Başkan Biden’la birlikte ilişkilerin “düzeldiğini”, “ABD verdiği sözleri tuttuğu takdirde kuzeydoğu Suriye’de göreceli bir istikrarın yaşanabileceğini” söylüyor.
Mazlum, ABD’nin siyasi ve askeri desteğinin Trump dönemine kıyasla daha güçlü olduğunu da vurguluyor.
Bu ifadeler, PKK’nın Suriye’deki uzantısı olan hareketin, bütün stratejisini ABD’yi Fırat’ın doğusunda tutmak hedefi üzerine kurguladığını, Suriye’de nihai siyasi çözüme ilişkin gelecekteki pazarlıklarda denkleme -diğer aktörlere karşı- ABD kartı ile girmeyi tasarladığını gösteriyor.