Mümtaz'er Türköne: Davutoğlu başkanlık tartışmasında kendisine ait olanı istiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Rus anayasasının peş peşe iki dönemden fazla başkanlık yapılamayacağı hükmü (m. 81) yüzünden Putin devlet başkanlığını Medvedev’e bırakmış, kendisi ise gücü elinde bulundurmak kaydıyla başbakanlık koltuğunda bir dönemi geçirmişti. Bizi ilgilendiren tarafı şurası: Halk desteği yüzde 70’i aşan Putin, anayasayı değiştirerek bu mecburiyetten kurtulmayı hiç denemedi. Şimdi Putin devlet başkanı, Medvedev ise başbakanlık koltuğunda oturuyor. Şayet Davutoğlu bir Medvedev olsaydı, Erdoğan bugün bir anayasa-sistem tartışması sürdürmeye ihtiyaç duyar mıydı?

Türkiye’de kişisel güç arayışının ve iktidar hesabının bu kadar fütursuzca sistem tartışmasına dönüşmesi, iktidar dengelerinin çok kaygan bir zemine oturmasından kaynaklanıyor. Putin’in doğal kaynaklarla finanse ettiği oligarşik yapı çok keskin bir hiyerarşiye ve sağlam bir disipline dayanıyor. Türkiye’de Putin olmaya karar verdiğiniz zaman benzer yapıyı her sabah yeniden kurmanız ve yönetmeniz gerekiyor. Bu kadar hassas olunca kişisel hesaplar aradaki çatlaklara çok kolay yerleşiyor.

Erdoğan halef olarak Ahmet Davutoğlu’nu değil de Binali Yıldırım’ı tayin etseydi, bizim de bir Medvedev’imiz olabilirdi. Peki o zaman AK Parti seçim kazanabilir miydi? 7 Haziran ile 1 Kasım’ı Erdoğan faktörü açısından karşılaştırınca cevap karşınıza çok net çıkıyor. AK Parti seçimi Erdoğan konuşmadığı ve “Türk tipi başkanlık” gündemden çekildiği ve Davutoğlu liderliğinde parti ön plana çıktığı için kazandı. Şimdi Davutoğlu Erdoğan’ın sürdürdüğü başkanlık tartışmasında kendisine ait olanı istiyor.

Mümtaz’er Türköne’nin yazısı