Bu topraklarda yaşanan acıları yüreğinde hissetmeden, bu acıları anlamaya çalışmadan ya da anlamadan, terör ve terörist, terör örgütü söylemleriyle -ya da klasik devlet klişeleriyle- düşünenler boş düşünüyorlar.
Nafile düşünüyorlar. Ve bu düşünce tarzları tam bir çıkmaz. Ayrıca, bu çıkmazın kökleri Osmanlı öncesine, Cumhuriyet’in kuruluşuna gidiyor ve 1980’lerden, 1990’lardan bugünlere uzanıyor.
Hâlâ terör, terörist, terör örgütü diyerek elde tankla topla dağlara ve şehirlere dalarak, dün dağa bugün barikatlara çıkanları da anlayamazsınız, sorunu da çözemezsiniz, barış da yapamazsınız.
90 yılda yapamadığınızı bundan sonra da yapamazsınız. Sadece kan gölünü büyütürsünüz. Sadece acıları büyütürsünüz.
Genç kadın kulağıma eğilip şöyle diyor:
“O kadar çok acı, o kadar çok ölüm yaşadık ki… Bizi acılara, ölümlere o kadar çok alıştırdılar ki… Artık üzülemiyoruz, artık ağlayamıyoruz. Ama mücadele azmimizden de bir şey eksilmiyor.”