Neyse, bu davanın neden açıldığı belli… Gezi dolayısıyla hâkim iktidar, intikam peşinde. O günlerin en önemli direnç odaklarından biri olan Çarşı cezalandırılmaya ve bu grup üzerinden diğer taraftar gruplarına da korku aşılanmaya çalışılıyor. Lakin davanın elle tutulur bir yanı yok. Salı gecesi yandaş medyanın kalemşorları bile davanın beyhudeliğine dikkat çekmek zorunda kaldı. Benim derdim ise bu komik davayı takip etme konusunda hiçbir çaba göstermeyen spor basını.
O gün spor basını adına üç-beş kişi dışında Adliye’de kimse yoktu. Gelmeniz gerekmiyor ama maç önceleri takım otobüslerinin tesislerden ayrılmasından stada varana kadar peşlerine onca muhabir, kamera takan ve bu rutin işi bile haber gibi veren zihniyetlerin, spor tarihimizde ilk olarak çoktan yerini almış bir davaya olan mesafelerine ne demek lazım bilemiyorum?
Zaten derdim “Gelin, destek verin” değil, “Gelin haberini yapın, izlenim yazın, gelmediniz o halde programlarınızda bahsedin.” Ama nerde… Korku iklimine o kadar çabuk kapılmışlar ki, “Nasıl olsa haber bültenleri veriyor” gerekçesiyle gözlerini ufka yöneltip top çevirmeyi yeğliyorlar… Neyse, tarih bu dava kadar onları da yazar, yazdı da…