Müzisyen Teoman, “80 milyon psikolog gerek” dediği Türkiye’den hiçbir umudunun kalmadığını söylerken, “Ülkemdeki insanların birbirini seveceği hayalini kurmuştum. Artık imkânsız. Yorgunum Türkiye’den…” diye konuştu.

‘Daha kötüsü Kabataş’ta olanlara inananlar var’
radikal.com.tr‘nin aktardığına göre Tempo dergisine konuşan Teoman ancak herkesin sakinleştiği bir Türkiye’den umudunun olabileceğini belirtirken, Gezi sürecinin en önemli vakalarından biri olarak bilinen ‘Kabataş yalanı’na da değindi.
Teoman şöyle konuştu: “Kabataş’ta üstü çıplak, deriler giymiş, bebekleri havalara atan, bebeğin annesinin üstüne işeyen insanlarla ilgili fantezileri olanlar var. Ve daha kötüsü buna gerçekten inananlar da var. Ya karşı kamp? Onlar da sevmedikleri bir gazetecinin ölümüyle ilgili viagra yalanları yaratıyorlar. Hepsi delirmiş. Kürt sorunu desen, her iki taraf da yangına benzin döküyor. Komşularımız meselesi de berbat; ülkemize de bulaşıyor.”
‘Zaytung okuyarak eğlenebiliyorum’
Umutsuzluğunun salt Türkiye’ye değil dünyaya ait olduğunu kaydeden Teoman, kurmaca hicivsel haberleriyle bilinen Zaytung’u okuyarak eğlendiğini söyledi.
Teoman şöyle devam etti: “Dünya delirdi. Trump, IŞİD, Putin, Koreli devlet başkanı çocuk falan… Hayretle seyrediyorum. Bazen Bahçeli’nin rakamlarla yaptığı konuşmaları izliyorum, Burhan Kuzu dinliyorum, Putin’in aslanların üzerinde homo-erotik fotolarına bakıyorum, Zaytung okuyorum. Öyle biraz eğlenebiliyorum.”

Türkiye’nin en acil ihtiyacının ’80 milyon psikolog ve bütün vatandaşlara sabah akşam Xanax’ olduğunu aktaran ünlü müzisyen, “Türkiye’nin çok sorunu var, lobotomiye bile gerek olabilir” diye konuştu.
Akrabası olduğunu bilinen 12 Eylül darbesinin yönetimi tarafından yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren’le ilgili de konuşan Teoman ‘İki Çocuk’ şarkısını Eren ve Eren’in öldürdüğü iddia edilen jandarma eri Zekeriya Önge için yazdığını anlattı.
‘Erdal Eren bir kahraman değil’
Teoman şöyle devam etti: “Zekeriya Önge, Erdal Eren’den daha büyük bir kurban aslında. Hayat ona daha büyük bir haksızlık yaptı. Erdal Eren’in bir ideolojisi vardı ve hayatını riske atmak onun kararıydı. Zekeriya Önge ise ona sunulan hayat içerisinde bir görevi yerine getirirken şanssızlık sonucu ölen bir çocuk. Erdal Eren bir kahraman değil. Ben siyasette kahramanlara inanmam. 19-20 yaşında çocukların siyaset için hayatlarını heba etmelerini saçmalık olarak görüyorum. Onlar için üzülüyorum ama hiçbiri benim kahramanım değil. Romantik, maceracı, hayalperest küçük çocuklar…”