Erken çocukluk dönemi din eğitiminde gözardı edilen gerçekler

 

SEVDA BEKMAN*

Son zamanlarda küçük yaşlardaki çocukların din eğitimi alması erken çocukluk eğitiminin bir parçası oldu ve uygulamalara girdi.

MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü-Erken Çocukluk Eğitimi Daire Başkanlığı, Diyanet İşleri’ne bağlı dört-altı yaş din kursları için anlaştıklarını ve bu hizmetlerin bundan böyle Erken Çocukluk Eğitimi (EÇE) sisteminin istatistikleri içinde yer alacağını belirtti. Bu kursların MEB’e bağlı okullarda da açılabileceğini, hatta açılmaya başlandığı bilgisini de verdi. Buna ek olarak, farklı yetkililer bunların tarihte yeri olan ‘sıbyan okulları’nın günümüzdeki örneği olduğunu da çeşitli ortamlarda dile getiriyor.

Yukarıda kısaca belirttiğim durum din eğitiminin Erken Çocukluk Eğitimi (EÇE) sisteminin bir parçası olma halini bize gösteriyor. Hal böyle olunca mevcut eğitime bir EÇE eğitimcisi olarak eleştirisel bir açıdan bakma ihtiyacı hissettim. Tabii ki burada değerlendirilmesi gereken önemli bir başka konu da ‘Laik bir ülkede erken yaşlarda din eğitimi kurumsal olarak verilmeli midir ve neden?’ sorusudur. Ama ben burada bu eğitim uygulamalarını çocuğun gelişimine uygunluğu açısından irdelemek istiyorum.

Teoriler ne diyor?

Erken yaşlardaki din eğitimi tartışmaları bilimsel olarak farklı ‘din gelişimi’ teorilerine oturtulmaktadır. Bu teoriler herkesin de gündeme getirdiği gibi Goldman, Fowler, Elkind, Oser gibi teorisyenlere aittir. Bu fikirler esas olarak bilişsel, sosyo-duygusal ve ahlak gelişimi teoristlerinden Piaget, Erickson ve Kohlberg‘ün teorilerinden esinlenmiştir. Bu da din gelişiminin bu teorilerin kapsadığı bilişsel, sosyo-duygusal ve ahlak gelişimi alanlarıyla birebir bağlantısıyla açıklanabilir.

Burada din gelişimi teorilerini ayrıntılı olarak anlatmayacağım. Ancak, bu teorilerin erken yaşlar için bize sunduğu gelişimsel bilgiler, bu yaşlardaki din eğitimine kayda değer sınırlar getirmektedir. Sınırlar, çocuğun bu yaşlardaki gelişimsel özellikleriyle ilgilidir. Her eğitimde olduğu gibi din eğitiminde de çocuğun gelişim özellikleri önemli olmaktadır.

Goldman, erken yaşları din öncesi/inanç öncesi (pre-religious) devre olarak tanımlar. Bu yaşlardaki çocukların din anlayışının çok kısıtlı olduğunu belirtir. Anlatılanları somut olarak yorumladıkları için soyut mesajı anlayamayacaklarını söyler. Bu nedenle de kutsal kitapların bu dönemde okutulmaması gereğinin altını çizer.

Elkind,  teorisinin ilk evresinde çocukların düşüncesinin henüz farklılaşmamış, bütüncül olduğunu bu yüzden dinsel kimliğinin de farklılaşmamış olduğunu belirtir.

Fowler, erken yaşlarda çocuğun ebeveyniyle sözel ilişkilerine ve ahlaki duygularının gelişmesine dikkat çeker. Burada önemli olan çevreyle etkileşimin niteliğidir. Bu nedenle “Dinin olumsuz taraflarından ‘günah’, ‘şeytan’ ve ‘cin’lerden bahsetmek çocuğa büyük zarar verir. Onu otoriter, sert, katı ve kırılgan yapar” der.

Oser, erken yaşlardaki çocukların  kendilerinin dışındaki güçleri ayırt edemediklerini belirtir.

Burada teorilerden seçtiğim alıntılar, din eğitiminin nasıl olmasıyla ilgili önemli noktalara ışık tutmaktadır. Tabii ki her teorik tartışmada olduğu gibi bu teorisyenler de çeşitli olumsuz eleştirilerle karşı karşıya gelmiştir.

Erken yaşlarda bu konuda yapılacaklara bakıldığında vurgulanan, çevresinin çocuğun tüm gelişimini potansiyeli çerçevesinde desteklemesinin ve temel değerlere sahip çocuklar yetiştirmesinin önemli olduğu doğrultusundadır. Bu nedenlerle, her yaşta ve her alanda olduğu gibi erken yaşlarda verilen din eğitimi de, bilimsel yaklaşımlara, yani, din gelişimi teorilerine göre geliştirilmeli ve değerlendirilmelidir. Aksi durum çocukların gelişimlerini olumsuz etkileyecek sonuçlar doğurabilir.

Kursların içeriği teorilerle uyumlu mu?

EÇE sisteminde Diyanet İşleri aracılığıyla verilen ve artık erken eğitim seçeneklerinden biri olarak sunulan dört-altı yaş Kuran kurslarının programına baktığımızda bilimsel temelleri dikkate alarak geliştirilmediği görülmektedir.

Bu ne demektir? Programın içeriği çocuğun gelişim düzeyine uygun olarak planlanmamıştır. İncelendiğinde, ‘Dini Bilgiler’ kitabının birinci ve ikinci bölümlerinde işlenen ünitelerdeki değerler ve kavramların bu yaştaki çocukların gelişim düzeyleri açısından soyut kaldığı görülmektedir. Bu değerler ve kavramlarla ilgili çocuklara sorulan soruların çoğunluğu da bu yaştakiler için soyut sorulardır.

Ayrıca, bütün değerler çocukların kendi dışında ve somut olarak deneyimleyemedikleri bir güçle bağdaştırılmaktadır. Bu yaştaki çocuklar kendilerinin dışındaki güçleri algılayamazlar. Çocuklara bu değerlere sahip olmanın diğer insanlar ve toplum için de yararlı olduğu ve insan olmak için önemli olduğuyla ilgili bir farkındalık yaratılmamaktadır.

Bu yaklaşım, çocukları hiç sorgulamadan, neden-sonuç ilişkisini düşünmeden davranmak için yönlendirmektir. Haliyle bu, değerlerin yaşama aktarılmasını ve genellenmesini kısıtlamaktadır. İçselleştirmeyi engellemektedir. Paylaşım, birlikte bir hedefe gitme, yardımlaşma gibi kavramlar insanların birbirine muhtaç olduğu üstünden anlatılmaktadır. Sabır, kulluk olarak tanıtılmaktadır.

Bunlar programdan çocuğun sağlıklı tüm gelişimini engelleyebilecek birkaç örnektir. Ayrıca, Kuran-ı Kerim öğrenme bölümlerinde gene çocuklardan ezberlenmesi beklenen sure ve dualar bu yaştaki çocukların gelişim düzeyleriyle uyumlu değildir.

İşin ilginç tarafı, kursların belirtilen temel amaçlarıyla ünitelerde belirtilen kazanımlar uyumlu değildir. Açık ifade edersem, o kazanımlar o temel hedefe hizmet etmez.

Eğiticiler

Her eğitimde olduğu gibi bu eğitimde de eğitici önemlidir. Bu kişilerin çocukların gelişim özelliklerini, erken yaşlardaki eğitimin temel aldığı bilimsel teorileri iyi bilmesi ayrıca EÇE eğitim programları ile ilgili bilgi sahibi olmaları ve uygulamalarda deneyimli olmaları gerekmektedir. Bu kurslardaki eğiticilere çocuk gelişimi ve eğitimi konularında verilen kısa eğitimler yeterli değildir.

Gözardı edilen gerçek

Sonuç olarak, din gelişim teorilerinin bu dönemi din eğitimi için ‘hazırlık’, ‘farkında olma’ yılları olarak kabul etmelerine rağmen kurslar bunu gözardı ederek din eğitimi vermektedir. Ayrıca, kullanılan yöntemler erken yaşlardaki çocuğun gelişim özelliklerinden dolayı onların sosyal, duygusal ve zihinsel gelişiminde olumsuz sonuçlara yol açabilecek niteliktedir.

Bu kursların var olma nedenleri kadar içeriğinin de eğitimle ilgilenen herkes tarafından ele alınması ülkenin çocuklarının gelişimi dolayısıyla geleceği açısından önemlidir.

*Boğaziçi Üniversitesi emekli öğretim üyesi

Kaynaklar:

Korniejczuk, V. ( 1993). Psychological Theories of Religious Development: A Seventh Day Adventist Perspective . Uluslararası İnanç ve Öğrenme Semineri için hazırlanmış bildiri.

Kramp,J. Religion and Eric Erickson’s Life Cycle Theory (2014).  Theory Encyclopedia of Psychology and Religion. 1495-1997.

Kuran Kursları Öğretici  Kitabı 4-6 yaş  1 & 2  (2015). Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.

Tosun, C., ve  Çapcıoğlu, F. (2015). 4-6 Yaş Kur’an Kursları Öğretim Programının Dini Gelişim Kuramları Çerçevesinde İncelenmesi,   Pegem Eğitim ve Öğretim Dergisi 5 (5) 705-720.