Zafer Bayramı'nı Üsküdar'da kutlayan İstanbul: Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa

SEÇİL TÜRESAY

secilturesay@diken.com.tr

İstanbullular, milli mücadelenin kaderini değiştiren, Cumhuriyet’in ilan ediliş sürecinin dönüm noktalarından 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı birçok ilçede farklı etkinliklerle kutladı. En geniş katılımlı ve coşkulu kutlama ise akşam Üsküdar sahilindeydi.

Fotoğraflar: İBB

Kentin dört bir yanında oturan binlerce kişi İstanbul büyükşehir belediyesinin (İBB) ‘Bu Zafer Hepimizin’ sloganıyla düzenlediği etkinlikte buluştu. İstanbullu, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazanılan zaferin yıldönümünü eşsiz Boğaz manzarası ve iskeleye gelenleri karşılayan Mihrimah Sultan Camii’nin minarelerinin gölgesinde kutladı.

İskeleden Kız Kulesi’ne doğru uzanan geniş alandan yükselen binlerce Ayyıldızlı bayrak deniz kıyısında ‘kırmızı-beyaz dalga’ oluştururken kıyafetinde renk uyumunu gözetenler çoğunluktaydı. Kiminde kırmızı tişört beyaz pantolon, kiminde bayraklı tişört, kiminde kırmızı fular beyaz etek vardı.

10 yaşındaki Yağmur, bir yaşındaki Mustafa Berktay, sekiz yaşındaki Deniz, iki yaşındaki Mert, dört yaşındaki Sündüz, yedi yaşındaki Ayşe ve adları buraya sığmayan çok sayıda çocuk, onları bu toprakların nasıl ‘yurt edinildiği’ konusunda bilinçlendirmek isteyen anne-babalarıyla oradaydı.

Komşusuyla, eşiyle, sevgilisiyle, arkadaşlarıyla, anne-babasıyla gelen binlerin ikametgahları Beşiktaş, Şişli, Taşdelen, Beykoz, Ümraniye, Kısıklı’ydı… Yaş grupları, meslekleri, gelir seviyeleri, yaşam biçimleri farklıydı. Ama orada bulunmalarının amacı aynıydı: Büyük zaferin 97’inci yılını kutlamak ve Atatürk’e bir kez daha minnet duygularını ifade etmek.

İmamoğlu faktörü

Kalabalık ve coşkunun bir başka nedeni de bayramı, iki seçim atlatarak İstanbul’un yönetimini 25 yıldır elinde tutan ‘rakip cenahtan’ alan Başkan Ekrem İmamoğlu’yla kutlama isteğiydi. CHP’nin Ümraniye Gençlik Kolu’ndan Safiye hanım, ayağından ameliyat olduğu için bankta oturmak zorunda olduğunu ve yer bulmak amacıyla saat 16:00’da geldiğini söyleyerek, “Şu ortamı yarattı, toplumun farklı kesimlerini bir araya getirdi ya benim ayağım alçıda da olsa gelirdim” dedi.

Anadoluhisarı’ndan gelen Seda hanım ve Ali bey de kentte uzun zamandır İBB’nin bu etkinliği gibi kapsayıcı bir kutlama olmadığına değinerek ‘bu yıl Ekrem başkanla kutlamak istedikleri için’ geldiklerini söyledi.

Sarıyer’den gelen yaşlı bir amca, “Seçim öncesinde ve sonrasında olduğu gibi bayramda da bizi birleştirdi. Bize bu coşkuyu yaşattı. Nasıl teşekkür etsek az” dedi.

Saat 19:00’dan itibaren dolmaya başlayan alanda önce Haliç Beşlisi’nin ezgileri yükseldi; sonra DJ eşliğinde coştu İstanbullular. ‘Nihavend Longa’ da çalındı ‘Ölürüm Türkiyem’ de. Her kitlesel etkinlikte olduğu gibi 10’uncu Yıl Marşı ve İzmir Marşı dün akşamın da ‘hit’leriydi.

Sunucu, 10’uncu yıl Marşı’nın sürekli söylenmesine ilişkin bir zamanlar yapılan, “Oradan ileri gidilememiş; takılıp kalmışlar” eleştirilerine, “Biz Cumhuriyet’in ilk 10 yılındaki atılımları kuşaktan kuşağa aktarmak için söylüyoruz bu marşı” diyerek gönderme yaptı.

Son yıllarda özellikle tribünlerde İzmir Marşı söylenmesini, “Siyaset yapıyorlar” diyerek eleştirenlere ise alandaki herkesin onayladığı bir yanıtı vardı:‘Yaşa Mustafa Kemal Paşa’ diye haykırmak için söylüyoruz.” Sağımda solumdakilere göre bunu haykırmak bir siyasi söylemse o konuda da özgürdü herkes!

Atatürk’ün sesi…

Saygı duruşu, İstiklal Marşı ve 21:14’te okunan yatsı ezanı sırasında verilen kısa aranın ardından yine marşlar çalınırken Atatürk’ün sesi duyuldu: “Türk milleti zekidir; Türk milleti çalışkandır.”

Coşku ve heyecan en üst seviyeye ulaştı Atatürk’ün sesi duyulunca. İstanbullular, ülkenin kurucusuna, alkışlarla ve ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ sloganıya saygısını, özlemini dile getirdi.

Hava kararınca cep telefonlarının ışıkları sahneden gelen ‘kırmızı’ya karşılık tezahüratın ‘beyazı’ oldu. Çok şık bir kırmızı tuvalet giyen Candan Erçetin’in elinde bayrakla sahneye çıktığında söylediği ‘Bir Başkadır Benim Memlektim’e herkes eşlik etti. Ve, Ekrem İmamoğlu, eşi Dilek İmamoğlu ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’yla sahnede belirdi.

Ortalık yıkıldı

‘İstanbullu’nun Ekrem başkanı’ en az Erçetin kadar hatta belki daha bile fazla alkış aldı sahneye çıktığında; deyim yerindeyse ‘ortalık yıkıldı’. İmamoğlu’nun kravatı, eşinin ise bluzu günün rengi kırmızıydı.

“Ne güzel değil mi İstanbul’da bayramı kutlamak” diyerek kalabalığı selamlayan İmamoğlu, 30 Ağustos’un, ‘bu toprakların esaret altına alınmak istendiği bir dönemde iki mavi gözün ışığında Anadolu’da dimdik ayakta duran bir milletin verdiği tam bağımsız Türkiye mücadelesi’ olduğunun altını çizdi.

Erçetin’e, Kaftancıoğlu’na ve eşine çiçek veren İmamoğlu’nun Dilek İmamoğlu’na buketini verirken ona sarılması kalabalıkta gülüşmelere ve tezahürata neden oldu. Seçim kampanyasının sloganı, ‘Her şey çok güzel olacak’ın halen kullanılıyor olması ise İstanbulluların kent yönetimindeki değişimi başlangıç kabul ettiklerinin, olacak başka iyi şeyler beklediklerinin işaretiydi.

İmamoğlu, mitinglerinde olduğu gibi kalp işareti yaparak ayrılırken alandaki binlerce kişinin de iki eli havada kalp şeklinde birleşti. O, ayrılırken son günlerde dillendirilen ‘kayyım iddiaları’ gündeme geldi. Bazıları, “Korkuyorum bu güzel tablo bozulur diye” sözleriyle kaygısını dile getirdi. Bazıları ise “Cesaret edemezler; ciddi sıkıntı olur öyle bir şey olursa” diye mırıldandı.

Konserine devam eden Erçetin, önce ‘Annem’, ‘Söz Vermiştin Bana’ gibi herkesin bildiği şarkılarını seslendirdi. ‘Yiğidim Aslanım’ı söyledikten sonra, “Bugünleri borçlu olduğum birileri var. Bir yerlerde yatıyorlar. Onları saygıyla anmak için söyledim” dedi.

Tanışmayanlar ‘halay’da tanıştı

Konser bayrama yakışır bir şekilde devam etsin diye ‘dokuz- sekiz’ ritimlere, Balkan havalarına geçildi. Kına gecelerinin vazgeçilmezi ‘Vay Halime’yle coşanlar, Neşet Ertaş’a ‘Bahça Duvarından Aştım’la selam gönderdi. İç Anadolu ve roman havası yerini ‘Makaram Sarı Bağlar’a bıraktığında alanda yüzlerce halay oluştu.

Birbirlerini tanımayan çok sayıda İstanbullu karşılıklı oynayarak, halay çekerek ve horon teperek 30 Ağustos vesilesiyle ‘tanıştı’. Erçetin, Atatürk’ün çok sevdiği Vardar Ovası’nı söyleyeceğini duyururken, “Atatürk gibi devlet adamları yüzyılda bir gelir derler. Biz geçen yüzyılı onun kazanımlarıyla geçirdik. Bu yüzyılda onun gibisi gelir mi bilinmez” diyerek veda etti.

Üsküdar’daki koro, önce Vardar Ovası’na eşlik etti sonra bir kez daha İzmir Marşı’nı söyledi. Sunucunun dediği gibi marşın böyle büyük coşkuyla söylenmesinin nedeni, “Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa” diye haykırarak alandakilerin hiç tanımadığı kurucu liderlerini içlerinde yaşattıklarını ifade etme isteğiydi.

Konser sonrasındaki ışık, su ve havai fişek gösterisi kutlamanın bayrama yakışır bir şekilde sonra ermesini sağladı. Gecenin en güzel sözlerinden biri çocuklara dönüp, “İnşallah nice bayramlar görürsünüz; geleceğiniz bu fişeklerin ışıltısı kadar parlak olur” diyen teyzenin ağzından döküldü!

Herkesin ortak temennisi, çocukların, Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının emaneti olan Cumhuriyet’i parlak yarınlara taşımasıydı.