Yusuf Karadaş: Demokratik entegrasyon; hoş bir seda olmanın ötesine gitmiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Gelinen yerde PKK, Öcalan’ın özgürlüğünü ‘geri dönüş’ için bir güvence olarak görüyor ve devletten bu adımı atmasını bekliyor. İktidar ise hem bölgedeki yayılmacı emelleri ve hem de iç politikadaki hedefleri doğrultusunda süreci sürdürmeye ihtiyaç duymasına rağmen kendi hedefleri doğrultusunda risk oluşturması muhtemel hiçbir adımı atmak istemiyor. Ancak buna rağmen bu süreçte iki taraf arasında uzlaşılması muhtemel noktaların başında Öcalan’ın durumu ve ‘geri dönüş’ yasasının çıkartılması yer alıyor. Çünkü iktidar, Öcalan’ı serbest bırakmasa da İmralı’daki koşullarda belli başlı iyileştirmeler yaparak süreci götürebilir ve zaten ‘terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda bir ‘geri dönüş’ yasası hazırlaması da bekleniyor.

İki taraf için de asıl sorun burada başlıyor.

Kürt hareketi geri dönüşü, ‘demokratik entegrasyon’ süreci olarak tanımlıyor. Oysa ana muhalefet partisinden başlayarak bütün muhalif güçlerin hedef alındığı ve medyanın susturulmaya çalışıldığı bir siyasal atmosferde demokratik entegrasyon; yani geri dönenlerin toplumsal ve siyasal hayata katılımının sağlanması hoş bir seda olmanın ötesine gitmiyor.

(…)

Öte yandan daha en başından adına ‘terörsüz Türkiye’ diyerek, bu süreçte Kürt sorununu çözmeyi değil; sadece silahlı güçlerin tasfiyesini amaçladığını ortaya koyan ülkedeki rejimin hedefine ulaşabilmesi de kolay değildir. Çünkü Erdoğan rejimi Suriye Kürtlerinin kazanımlarını ve SDG’nin (Suriye Demokratik Güçleri) askeri bir güç olarak varlığını bu politikanın önündeki en büyük engel olarak görüyor. Suriye’de desteklediği geçici HTŞ (Heyet Tahrir eş Şam) yönetimi üzerinden Kürtlerin özerklik statüsünü ve SDG’nin askeri varlığını ortadan kaldırmaya çalışsa da bugün bölgedeki güç dengeleri bu beklentinin aksi yönde bir siyasi tabloyu ortaya çıkarmış bulunuyor ve bu durum sürecin gidişatı bakımından da ciddi riskler barındırıyor.

Yusuf Karadaş’ın yazısı