Yılmaz Özdil: Kötü yaşanmış çocukluk dönemi, öfke kontrolünü bozar

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Öfke kontrolü, beynin ön bölgesinin işlevidir… Çocukluk dönemi hayatidir; beynimizdeki nöronlar, tüm davranış kodlarımız bu süreç zarfında gelişir. Aslında, ömrümüz boyunca çocukluğumuzu yaşarız dersek, abartmış olmayız.

Kötü yaşanmış çocukluk dönemi, öfke kontrolünü bozar. Ailesi tarafından dövülen, hatıraları travmalı çocuk, saldırganlığı sorun çözme yöntemi olarak benimser.

Okulda-sınıfta önemsenmemesi, arkadaşları tarafından dışlanması, yaşadıklarını kimseyle paylaşamaması, kendini yetersiz hissetmesi de kontrol bozukluğunu tetikler; bunlara maruz kalan çocuk, dikkat çekmek için öfke’yi kullanır. Huy kabul edilir, huyu böyle denir, halbuki huyla alakası yoktur. Psikiyatride epileptik karakter terimi vardır. Bazı epilepsi türleri, tipik bayılmalarla değil, öfke nöbetleriyle seyreder.

Öfkeyi baskılamaya çalışsalar bile, gündelik yaşamlarında hoşgörüsüzlük, tahammülsüzlük olarak açığa çıkar, ipucu şeklinde kendilerini ele verirler. Öfke birikiminin zararı, sadece çevrelerine değil, asıl kendilerinedir. Metabolizmayı haşat eder, şeker’e hipertansiyon’a depresyon’a yol açar, bağışıklık sistemini zayıflatır.

Öfke kontrol bozukluğu yaşayan kişiler, devamlı mutsuzdurlar, ellerinde değildir, çünkü, mutluluk hormonu adı verilen serotonin’in çalışmasında sıkıntı vardır. Herkes baro’ya soruyor. Ben tabipler odası’na sordum. Mesele hukuki değildir. Tıbbi’dir.

Yılmaz Özdil’in yazısı