Uluslararası gözlemciler ÖSO’nun zannedildiği kadar başat bir güç olmadığını ve İslamcılık derecesinin de tartışmalı olduğunu söylemekteler.
Türkiye işte bu şartlar altında Cerablus’a girdi. Belli ki ABD bundan haberdar ve bir şekilde onay vermiş durumda. Hedef IŞİD gibi görünse de, asli maksadın Kürtlerin etkinliğini engellemek olduğu belli.
Bu son hamleyle Türkiye’nin zaten fiilen girdiği Ortadoğu’ya artık resmen girdiği de ilan edilmiş oldu. Peki ama savaşta mıyız? Bu soruya, ihtiyat payıyla “evet” yanıtı verilebilir.
İki açıdan: İlk olarak, IŞİD’le zaten tam olarak ne olduğu belli olmayan bir tür savaştaydı iktidar. Bu son hamlenin Türkiye içinde yine yansımaları olabilir. İkinci olarak ise, Türkiye Kürtlerle hem Türkiye içinde, hem de Türkiye dışında barışmaya niyeti olmadığını ilan etmiş oluyor.
Evet, Türkiye bunları hedefliyor olabilir ama ‘ihtiyaç’ denen bir şey de var. Ülkenin ihtiyacı, Kürt hareketiyle bir an önce masaya oturmak ve yeni bir çözüm süreci başlatmak.
PKK geçen haftasonu yaptığı açıklamada yeni bir sürece hazır olduğunu ve bunun gereğini yapacağını bildirmişti. Ancak Türkiye, şu gün itibariyle göründüğü kadarıyla masayı değil silahları seçti.
Yine de, bir an önce masaya dönülmesini talep etmekte ve bu konuda çağrı yapmakta fayda var.