Yeni kadrolar yine adrese teslim mi?

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin yeni 173 akademik kadro için Resmi Gazete’ye verdiği ilan, kadroların ‘adrese teslim’ olduğunu işaret ediyor. İlanda belirtilen koşullar dışındaki başvurular, uzmanlığı uygun ve akademik titri yeterli olsa bile kabul edilmeyecek.

Kadroların 132’si Sağlık Uygulama Araştırma Merkezleri (SUAM) adına açıldı. SUAM adına açılan 132 kadronun 98’i doçent, 21’i profesör, 13’ü doktor öğretim görevlisi adına.

İstanbul’da 25, Ankara’da 15, diğer illerde 18 araştırma ve eğitim hastanesi, akademik olarak Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne bağlı. Açılan kadrolara başvuruların 15 gün içinde yapılması gerekiyor.

Yeni kadroların sahiplerinin aslında belli olduğunu düşündüren örneklerden biri Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesi’ndeki üroloji doçenti kadrosu. Bu kadro için aranan şart, ‘hipnoterapinin transrektal prostat biyopsisi esnasında etkisi’yle ilgili çalışma yapmak.

Bir başka ilginç örnek, Ankara Şehir Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’nda profesörlük kadrosu. Buna göre, doçent unvanına sahip olmak (profesörlüğe yükseltiyor), ‘priformis sendromu olan hastalarda ultrason eşliğinde trombositten zengin plazma (PRP) enjeksiyonunun etkileri konusunda çalışmaları olmak’ koşulu aranıyor.

Gülhane Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Tıp Bilişimi Biyoistatistik Anabilim Dalı’nda doktor öğretim üyeliği kadrosu için, ‘genelleştirilmiş gama dağılım parametreleri için çift döngülü maksimum olabilirlik tahmini konusunda çalışması olmak’ koşulu isteniyor.

‘Üniversite kendi yönergesine uymuyor’

Türk Tabipleri Birliği (TTB) İkinci Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten’in değerlendirmesi şöyle: “Dünyada böyle bir akademisyen alımı yok. Bu bile tek başına garip. Alımlar tam anlamıyla adrese teslim. Kişinin uzmanlık tezi veya yaptığı bir yayına atfen alınıyor. Onun haricindekiler kadrolara başvuramıyor.”

Üniversitenin daha önce de yüksek sayıda kadrolar açtığını, bunun geçen sene YÖK’ün dikkatini çekmesi üzerine uyarıldığını anlatan Ökten, şöyle konuştu: “Bunu üzerine Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörlüğü 17 Kasım 2020”de ‘Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönergesi’ çıkardı. Ama 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren geçerli olacağını açıkladığı yönergeden önce, aralık ayında 750 akademik kadro için ilan vermişti. Son alımları da kendi yönergelerine uymadıklarını gösteriyor. Bu etik dışı bir davranış.”

‘Görüşlerine yakın insanları atıyorlar’

Yıllardır emek harcayan, eğitim veren asistan, uzman yetiştiren kliniklere kadro açılmadığını belirten Ökten şöyle devam etti: “Diğer yandan eğitim kliniği olmadığı halde eğitim görevlisi için kadro açıklanan yerler, klinikler var. Klinikler arasında da bir denge yok. Hak eden arkadaşlarımız kadro beklerken, kişiyi işaret eden bir kadrolaşma yapılıyor. Bu tamamen kendi görüşlerine yakın insanların atanması için yapılıyor.”

Benzer nedenlerle Ökten de mağduriyet yaşıyor. Geçen şubat ayında, Adana Şehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği Eğitim Sorumluluğu görevinden alınan Ökten, “Profesörlüğüm geldi, yedi yıldır bu kadroyu hak ediyorum. Görevimden alındıktan sonra yerime geçici görevle birini verdiler” dedi.

‘Akademik ortamı kirletiyorlar’

İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu da, “Dünyada, Sağlık Bilimleri Üniversitesi benzeri bir yapı yok” dedi.

Araştırma ve eğitim hastanelerinde çok sayıda meslektaşının kadro beklediğini belirten Küçükosmanoğlu, şöyle konuştu: “Öğretim üyeliği, doçentlik, profesörlük özlük hakkı gibi de değerlendiriliyor. Akademik kaygının ötesinde insanlar geçim sıkıntısı da çekiyor ki haksız değiller bu konuda. Diğer yandan adrese teslim kadro, kayırmanın kağıt üzerindeki yolu haline geldi. Ama kadro bekleyenler varken bu yöntem kabul edilebilir bir şey değil. Akademik ortamı kirletiyorlar. İnsanları birbirlerine düşürüyorlar. Hoşnutsuzluğa yol açıyor.”

‘Eğitim hastanesi ya da kliniği yok, akademisyeni var’

Öte yandan TTB konuyla ilgili bir yazılı açıklama da yaptı.

Açıklanan kadrolara bakıldığında hastaneler, bölümler veya eğitim klinikleri arasında herhangi bir hakkaniyet görünmediğini belirten TTB, şu açıklamalarda bulundu: “Yıllardır eğitim kliniği olarak çalışan ve uzman yetiştiren kliniklere yine kadro açılmamışken, eğitim hastanesi veya eğitim kliniği olmadığı halde bazı kliniklere kadro açılmıştır. Yıllardır eğitim kliniği olup asistan eğitimi veren ve uzman yetiştiren kliniklerde atama bekleyen birçok öğretim görevlisi varken, aynı veya farklı hastanelerin eğitim kliniği olmayan kliniklerine, hatta eğitim hastanesi olmayan kliniklere dışarıdan getirilen akademisyenlerine kadro verilmesi hakkaniyet ilkesi ile uyuşmamaktadır.

Aynı işi yaptıkları halde kadro verilenler ile verilmeyenler arasındaki iş barışı bozulmakta, ekonomik ve özlük haklarında ciddi fark yaşanmakta ve bu durum hak gaspına neden olmakta, birçok hekim kamudan istifa etmekte, kamu bakanlık eliyle çökertilmektedir. Kadrolar için zmanlık tezi veya bir yayını kadro için aranan şartlar olarak, bariz bir şekilde kişiyi işaret eden kriterler konulduğu, bilimsel gelişmeyi amaçlayan, denetlenebilir ve objektif ölçütler olmaktan uzak olduğu görülmektedir.”