Bizim gazetecilik terminolojisinde “Şeytanın avukatlığını yapmak”, “Birilerinin kulağına kar suyu kaçırmak” gibi kimilerine göre eski deyimler vardır… Bir de dedektif mantığı ile “Bu işten kim kârlı çıktı?” sorusu…
Sinan Ateş siyasi suikastını öğrendiğim andan itibaren bu sorularla beraber, “Devletin iki özel harekat polisi”nin olaya dahil edilip tutuklanması ile beynime paslı çiviler çakılıyor. Bazı meslektaşlarımız ünlü “Susurluk Vakası”nı örnek veriyor. O dönem “Milletvekili-emniyet müdürü ve aranan şahıs Çatlı”yı hatırlatıyor… Oysa söz konusu köprünün altından çok sular aktı. Susurluk olayı olduğunda “Teknoloji” bugün “Roma’daki savaş arabaları” niteliğindeydi. Güvenlik kamera kayıtları, HTS kayıtları, telefon baz istasyonları sinyalleri gibi “Siber suçlar” neredeyse çaresizdi. Dahası bilinse bile karartma için koşullar dijital alemde mevcuttu!