Yavuz Baydar: Tek kişinin gelgitleriyle savrulan bir ülke istiyor muyuz?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

2002’den 2010’a kadar elde edilmiş iyi-kötü bütün kazanımları son iki yolda hınçla çarçur etmiş, reformları elinin tersiyle itmiş, sonra da eylülün kalıntısı anayasaya ve onun muhafızlarıyla işbirliğine çark etmiş bir siyaset mirasyedisi kendilerinden oy istiyor. Girdiği yol, gidilecek güzergâhın da açık habercisidir.

Sürekli olarak yazıyorum: Bu seçimin kaderini çoğunluğu temsil eden muhafazakârlar belirleyeceğine göre, onların sonu başından belli olan rejim değişikliği teklifine ne diyeceği her şeyden önemli. Artık ‘kimliğimi kaybettim, hükümsüzdür’ deme noktasında olan, başkalaşan, daha doğrusu DYP’leşen, ANAP’laşan AKP’nin içinden, çevresinden gelen her ‘ahlak’, ‘namus’, ‘kendimize gelelim’ çağrıları bu yüzden her şeyden daha anlamlı.

Ne diyorsunuz, muhafazakârlar? Tek kişinin gelgitleriyle savrulan, biati ilke edinmiş, silikleşmiş bir AKP mi bu ülkeye istikrar, huzur, özgürlük, saygınlık getirecek? Gazetecisi, hakimi, polisi, müfettişi, diplomatı, akademisyeni vb. yığınla mesleğin onurunun beş paralık edildiği, farklı kesimleri ötekine karşı burnundan soluyan böyle bir Türkiye’nin devamını, daha da beter olmasını mı istiyorsunuz?

Ahlaksız, dışlayıcı siyaset mi tercihiniz? 12 Eylül’ün sivil türevi bir yönetim tarzına mı evet diyeceksiniz?

Yavuz Baydar’ın yazısı