Yavuz Baydar: Sansürcüyüm, sansürcüsün, sansürcü… Akla gelen herkesin ortak kültürü

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Ha 1864, ha 2014. Bu topraklarda ifade özgürlüğü, birkaç kısa dönem dışında hep tıknefes kaldı, hep bir müzmin boğmaca haline teslim oldu… 2007’de Hrant’ın katlinin hemen ardından polisin gerçek olduğu gün gibi aşikar, Örnek günlüklerini yayınlayan Nokta’ya düzenlediği polis baskınının formatı 2014’te Karşı ve grihat web sitelerine uygulanıyor; kopyala yapıştır formülüyle.

Bu utanç verici hadise yaşanırken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TBMM’de verdiği Yeni Türkiye mesajında ‘farklı görüşlere ve eleştiriye müsamaha’ faslı şu sözlerle ‘netleşiyor’: ‘Basın özgürlüğü ve internetin istismar edilmesi tepkisiz kalınacak bir durum değildir.’
New York’ta muhabirlere saldırı ve internet gazetelerine Putin usulü baskının hemen ertesinde iki büyük uluslararası meslek örgütüne, Gazetecileri Koruma Komitesi ve Uluslararası Basın Enstitüsü’ne, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘ferahlatıcı’ mesajı şu: ‘Her geçen gün internete daha da karşı oluyorum.’

Bu köklü hoşgörüsüzlük, kendisini tek karar verici görmek isteyen bir yöneticiyle sınırlı, ‘şahsi bir kültür’ değil. Siyasi, idari, merkezi veya yerel muktedirlerin; şirket sahipleri, kurum idarecileri… akla gelen herkesin ortak kültürü. Bu kültür maalesef ülkemizin bin yıllık makus kaderi.

Yavuz Baydar’ın yazısı