Aslında Erdoğan, kadınların erkekler kadar sosyal, siyasal ve çalışma hayatında hak ettikleri yerlerini alabilmek için mevcut ‘eşitlik’ kavramının yeterli olmadığını ve bu kavramda takılıp kalanların kadının mağduriyetini daha da artırdığını savunuyor. Kadınların eşitsizliğini giderebilmek için kadınlar lehine ‘biraz daha eşitlik’ arıyor. Eşitlik kavramını sorgulaması ona göre kadınları erkeklerin gerisine itecek bir arayış değil, aksine fiili olarak erkeklerle aralarında var olan farkı kapatma arayışıdır.
…Daha açıkça ifade etmek gerekirse Erdoğan’ın ‘eşitsizlik’ söylemi kadınlar için ‘daha fazla eşitlik’ anlamına geliyor. Bu eşitliğin gerçekleşebilmesi için farkın gözönünde bulundurulması gerekiyor. Bu da ister istemez “eşitlik” kavramının kadınlar aleyhine suiistimal edilebilme ihtimalini gözeterek “eşdeğerlik” ve “adalet” kavramına daha fazla vurgu yapmayı gerektiriyor.
…Onun dünya düzenini sorgulayan tavrı, dünyadaki haksızlıklara karşı açık sözlü ve dik duruşu, bu düzenin sahiplerinin hedefi haline getiriyor. Kadın lehine konuşmasını bir çırpıda kadın düşmanı bir mesaja doğru tahrif edebiliyorlar.