17 Aralık, bütün önceki darbeler gibi öncesi ve sonrası iyice düşünülmüş, stratejik bir aklın ve enstrümanların seferber edildiği bir darbe teşebbüsüydü. Öncekilerden bir önemli farkı, diğer bütün darbe teşebbüslerinin tecrübelerini, taktiklerini, aklını son derece başarılı bir biçimde içselleştirmiş, muhtemelen hepsinden daha geniş bir manevra alanını kullanıyor olmasıydı.
…Oysa 17 Aralık darbe teşebbüsünün önemli farkı, darbe öncesinde ülkede hiç bir şekilde taraflar arasında bu sonucu anlamlı kılacak hiç bir gerilimin olmamasıydı. Ayak sesleri hiç bir şekilde duyulmayan, hasmına sinsice yaklaşan ve bir defada etkili sonuca gitmeyi hedeflemiş bir darbe, kabul edilmeli ki, son derece özgündü.
Darbelerin artık suç sayıldığı bir demokratik dünyada elbette darbelerin ‘tedbirsiz’ olması ve ‘darbe’ kılığıyla gelmesi beklenemezdi. Ancak Türkiye’de 27 Mayıs ortamı da dahil olmak üzere darbelerin suç sayılmadığı, dolayısıyla darbelerin kendilerini meşrulaştırmak üzere de ayrı bir işlem yapmadığı hiç bir zaman olmamıştır.