AKP-MHP iktidarı ülkeyi bilerek ve isteyerek bir iç çatışma ortamına sürüklüyor.
Yıllardır, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü bir tarafa bırakılarak ve en üst yargı organlarının kararları bile hiçe sayılarak onlarca insan hapislerde tutuluyor. Sivillerin hızla silahlanmasına göz yumularak bir çatışma ortamının tohumları ısrarla atılıyor.
Bu yıkıcı gidişin durdurulması ve tersine çevrilmesi, toplumun geleceği açısından gerçek anlamda yaşamsal ya da hayatidir.
Bu nedenle muhalefetin, ivedilikle, toplumun karşısına somut adımları içeren bir barış programıyla çıkması, kaçınılmaz bir zorunluluktur. Başta CHP Genel Başkanı olmak üzere muhalefet liderlerinden toplumsal barışı sağlama amacıyla “mağduriyet giderme” girişimleri sergileniyor. Bu yapılanlar, bireysel, tekil ya da belli bir kesime yönelik yapıldığından, dar kapsamlı ve çok yetersiz kalıyor.
Oysa toplumsal barışın gerçekleşmesi için çok daha fazlasının yapılması gerekiyor. Mağduriyetlerin giderilmesinin, bütüncül bir toplumsal barış temelinde, açık tanımlı, nesnel ve ilkeli olması, kapsamının doğru saptanması, başarıya ulaşılması açısından çok büyük bir önem taşıyor.