Ural Aküzüm: Yerel iradeyi belediye başka­nının şahsında değil, belediye meclisinde güçlendirmek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yerel yönetim reformunu be­lediye başkanlarının yetkilerini artırmak veya azaltmak mesele­si olarak görürsek fırsatı kaçırı­rız. Dünyadaki yeni tartışma da­ha farklı: Yerel demokrasi nasıl daha katılımcı, kamu harcamala­rı nasıl daha şeffaf, yürütme nasıl daha profesyonel, denetim nasıl daha bağımsız hale getirilebilir?

Avrupa Konseyi’nin son çalışma­larında da vatandaş katılımı, açık yönetim, demokratik dayanıklı­lık ve yerel düzeyde güvenin ye­niden kurulması öne çıkıyor.

Türkiye kendi tarihsel idare hukuku birikiminden yararlana­rak yeni bir sentez kurabilir.

Yerel iradeyi belediye başka­nının şahsında değil, belediye meclisinde ve vatandaşın sürek­li katılımında güçlendirmek; ic­rayı profesyonelleştirmek; imar ve ihale kararlarını çok katmanlı denetime açmak; merkezi idare­nin vesayetini siyasi değil hukuki ve mali bir güvence olarak yeni­den tarif etmek mümkün.

Yerel yönetimin amacı küçük küçük siyasi iktidarlar yaratmak değildir. Ama merkezi idarenin taşradaki bir uzantısına dönüş­mek de değildir.

Aranması gereken model; güç­lü yerel meclis, profesyonel icra, şeffaf bütçe, güçlü Sayıştay dene­timi, ölçülü idari vesayet ve karar süreçlerine doğrudan katılan va­tandaş modelidir.

Ural Aküzüm’ün yazısı