Devlet ve sermayenin havuz iştahı, “büyüyen Türkiye”de “yürüyen kervan” hırsı, elbet “hizmet aşkı ve vatanseverlik” sınır tanımıyor…
… Pekiyi siz, hiç ölülerinizi sayıyor musunuz? Korkunç sayısının farkında olmak manasında da… Hiç olmazsa ölüsüne saygı duymak manasında da. Çünkü normal bir kamu vicdanı, bu kadarını kaldıramaz. Çünkü bu kadar çok, sık ve sıradanlaştırılmış ölümün, çocuğunuz başına gelmeyeceğinden nasıl emin olabilirsiniz?
Çünkü merhamet ve adalet laflarını ağızlarından düşürmeyenlerin, böyle merhametsiz bir düzende böyle adaletsiz bir sisteme abanmalarını vicdan da hukuk da kaldıramaz. Çünkü sadece merhametsizlik ve adaletsizlikle kalmayıp…
Cephaneliğin suçunu paramparça askerlere… Deniz bisikletiyle buzda ölümün suçunu ölü işçilere… AVM şantiyesinde kül olmanın suçunu naylon çadırda eriyenlere… Köylülerin bombalanmasının suçunu o çocuklara ve katırlara… Baraj katliamının suçunu da insanca tek mutluluğu piknik olan mazlumlara yüklemek için de örgütlenmiş, arsızlaşmış, yüzsüzleşmiş, zalimleşmiş bir sistem bu.
Kendi evlatları için, kendi hayatları için el ele nizami baraj kuramayan milyonlarca sıvasız hanenin üzerine sularını, bombalarını, alevlerini, havuzunu, kutusunu, kasasını, küstahlığını, lağımını, kusmuğunu boşaltan bir şey işte!