77 milyonun tamamı cumhurbaşkanını sevmek zorunda değil elbet. Ama cumhurbaşkanı 77 milyonu ayırmamak zorunda; hesapta. “Cumhuriyetimiz”in içtihadı değil de, “cumhuriyet” kavramının evrensel-tarihi “özgürlük, eşitlik, kardeşlik” iddiası uyarınca öyle. Ama sen onu efendime söyle!
Erdoğan da 77 milyonu aynı saymıyor, aynı sevmiyor; ayırıyor, bazen cımbızla, bazen topluca ayıklıyor, aşağılıyor hatta. Lakin bu haber yeni değil! Bu satırları okuyanlar da herhalde sadece 13 yaşında değil; unutsalar bile bir geçmiş de var. “Milletin şu veya bu kısmının esas başına gelenler” son 13 yıldakilerden ibaret değil.
… “İç düşmansız” yapamayan devlet geleneği, sözde cumhuriyetçilerden sözde demokratlara miras kalmıştı. Miras, otoriterlik ve tahakküm, ayırma ve ötekileştirme olduğu için; fiş, izleme, takip, itibarsızlaştırma, aşağılama gibi her tür teçhizat hazırdı zaten; boyası ve cilası değişti, o kadar.
Derken birbirlerine sapladıkları bıçak ve mızrak da odur. Çünkü bu milli gelenek. Çünkü bir başkasından nefret etmeden, bir başka kimliğe öfke duymadan; bazen komşunu, kardeşini bile hain, düşman saymadan mümkün olmuyor. Kendine saygını başkasına saygısızlıkla inşa edebiliyorsun ancak!