Ümit Kıvanç: Ceylanpınar'da katledilen iki polisin üretilmiş bahane olduğu artık kesindir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

PKK’ye şiddetle karşı çıkabilir, HDP’yi sertçe eleştirebilir, bir yandan da insanlık dışı abluka ve boğma politikasına, insanları çoluk çocuk kahretme tutumuna, delik deşik edilmiş evlerin duvarlarına “Yeşil burada” yazma, üç hilal çizme rezilliklerine itiraz edebilirsiniz. Edilebilirdi. “Meskûn mahalli nasıl tankla topla vurursunuz!” diye ayağa kalkılabilir.

Kalkılabilirdi.

Biz bir toplum olsaydık.

Demirtaş, Cerablus’un Rojava’ya katılması ihtimali belirdiğinden beri Türkiye’de Kürt halkına saldırılarda artış olduğuna, devletin tutumunun Kürtlere “topyekûn bir saldırıya” dönüştüğüne dikkat çekti.

“Topyekûn saldırı” motifinin gerisindeki gelişmenin meşhur “masanın devrilmesi”yle aynı şey olduğunu düşünmeliyiz; öyle anlaşılıyor. Biraz daha açıklayıcı olmak gerekirse, yine meşhur “Ceylanpınar’da katledilen iki polis”in üretilmiş bahaneden başka şey olmadığı artık kesindir.

Özellikle Rojava’da âdetâ kaçınılmaz hale gelmiş Kürt “oluşumu” ihtimali ile HDP’nin muhtemel görünen seçim (7 Haziran) başarısını birarada ele alan devlet, savaşa karar vermiş.

Bugün buna hükmedebiliyoruz.

Ümit Kıvanç’ın yazısı