Müstafi bakan Varufakis’in çizdiği tabloya göre, demokrasi idealleriyle biraraya gelmiş insanlardan çok, Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble’nin yönettiği bir zorbalar timi, artık Avrupa’nın tepesindeki.
Yunanistan’ın Avrupa’nın hükümdarlarıyla boğuşması, farklı birkaç meseleyi önümüze koydu. Bunlardan ilki, eşitlikçi, adaletçi olmasa da görece demokratik bir ‘ideal’ olarak Avrupa Birliği kavramının çöküşü.
İkincisi, Almanya’nın, 2. Dünya Savaşı sonundan bu yana, uzun ve zahmetli uğraşlarla anca kısmen temizleyebildiği zorba imajının başka kılıkta tekrar canlanması. Solla, toplumsal değişim mücadelesiyle, politika kavramıyla, apolitiklik ve hariçten gazel okumakla vs. ilgili meseleler de var, ama şimdilik çerçevemizi neoliberallerin küstahlığıyla sınırlı tutalım.
Yaşanan sürece sırf ‘ekonominin gerekleri’ gibi bir açıdan bakmanın -bizzat hareket noktasının şaibeliliği bir yana- ne kadar sığ ve isabetsiz kaçacağını, olan biteni ‘ekonomik tedbirlere dair görüşmeler’ diye adlandırmanın düpedüz münasebetsizlik olacağını anlamalıyız.