Apokaloptimist (Apocaloptimist) yani “Kıyamet İyimseri”, yapay zekânın vaat ettiği fırsatları ve taşıdığı tehlikeleri birlikte gören, ikisinden birine teslim olmayan ve iyi bir gelecek kurmak için başkalarıyla iş birliği yapmayı seçen kişi.
Kavram, 2026’da Netflix’te vizyona giren The AI Doc: Or How I Became an Apocaloptimist (Yapay Zekâ Belgeseli: Ya da Nasıl Kıyamet İyimseri Oldum) filmi ile geniş kitlelere ulaştı, bana da bu yazı için ilham oldu.
Kıyamet iyimserliğini sahada hayata geçiren en temel unsur güven zekâsı yani bu yaklaşımın yakıtı güven. Güveni yönetmenin ölçüsü de TQ (Trust Quotient – Güven Katsayısı), ama ben Güven Zekâsı demeyi tercih ediyorum.
O halde TQ nasıl ölçülür, nasıl geliştirilir?
Kendine güven, kendine verilen sözü tutmakla başlar. Son bir ayda kendime verdiğim kaç sözü tuttum, kaç kez “bilmiyorum” diyebildim?
Önemli kararlarda önce kendi cevabını yazıp sonra yapay zekâya sormak, insanın kendi yargısına güvenini korur.
Yöneticiler ekibin kendilerine duyduğu güveni anonim üç soruyla ölçebilir. i) Yöneticinize kötü haber verebiliyor musunuz? ii) Sözünü tutuyor mu? iii) Kararlarında kimin çıkarını gözetiyor?
Ekiplerde hatasını ilk söyleyen takdir edilmeli. Güven zamanla kazanılır, tek bir gizlenen hatayla anında kaybedilir.
Yapay zekâyla üretilen işin kaynağını açıkça belirtmek, karşıdakine saygıdır. Emeği sahiplenmek yerine yöntemi paylaşmak, samimiyeti ve dürüstlüğü birlikte büyütür.
Apokaloptimist olmak, felaketlerle ve iyiliklerle dolu bir gelecekte ikisinin arasından güvenli bir patika açmaktır.