ABD’de bir federal yargıç, başkan Donald Trump yönetiminin yabancı öğrencileri ve akademisyenleri Filistin yanlısı görüşleri yüzünden gözaltına alıp sınırdışı etme politikasının anayasaya aykırı olduğuna hükmetti.
Kararda, uygulamaların ‘ifade özgürlüğünü kasıtlı olarak bastırmak amacıyla tasarlandığı’ belirtildi.

ABD’de bazı yabancı öğrenciler ve akademisyenler sırf Filistin haklarını savundukları için gözaltına alınıp tutuklanıyor.
Söz konusu davayı ulusal Amerikan Üniversite Profesörleri Derneği (AAUP), bu derneğin Harvard, Rutgers ve New York Üniversitesi şubeleriyle Orta Doğu Çalışmaları Derneği (MESA) birlikte açtı.
The Guardian’ın haberine göre salı yayınlanan 161 sayfalık kararda yargıç William G. Young, ”Mahkemeye gelen en kritik dava olabilir” diye yazdı:
“Bu dava ABD’de yasal olarak bulunan yabancıların tıpkı bizim gibi ifade özgürlüğüne sahip olup olmadıkları sorusunu gündeme getiriyor. Ve mahkeme bu soruyu kesin bir şekilde ‘evet, sahipler’ diye yanıtlıyor.”
Yargıç Young, ifade özgürlüğünü kısıtlayacak hiçbir yasanın çıkarılamayacağını belirten ABD Anayasası’nın Birinci Maddesi’ne (First Amendment) atıfla “Hiçbir yasa çıkarılamaz, bu kadar basit” dedi ve şöyle ekledi: “Elbette kimsenin ifade özgürlüğü sınırsız değil ama vatandaşlar-vatandaş olmayanlar ayrımı yapılamaz.”
85 yaşındaki Young, bir karar metninde ender rastlanan şekilde en az 12 sayfa boyunca Trump’ı yerden yere vurdu ve ülkenin gidişatını sivri bir dille eleştirdi.
Ayrıca 1985’te kendisini Massachusetts’te federal yargıçlığa atayan eski ABD başkanı Ronald Reagan’ın “Özgürlük, yalnızca bir kuşak içinde kaybedilebilecek kadar kırılgandır” sözünü hatırlattı.

‘İdeolojik sınırdışı etme politikası’
Davacılar, hükümeti yasadışı bir ‘ideolojik sınırdışı etme politikası’ yürütmekle suçladı.
Gelgelelim öğrencilerin ve akademisyenlerin kimi zaman sokak ortasında ters kelepçeyle gözaltına alınıp tutuklanmasına rağmen Trump yönetimi bu suçlamaları reddetti. Ayrıca ‘ideolojik sınırdışı etme politikası’nın davacıların ‘hayal gücünden’ ibaret olduğunu söyledi.
Dahası hükümetin, suçsuz olsa bile ABD dış politikasına tehdit olarak görülen yabancıları sınırdışı etme yetkisine sahip olduğunu iddia etti.
Fakat Trump yönetiminin ‘tehdit havuzuna’ yalnızca Filistini desteklediğini belirten yabancı uyruklu öğrenciler ve akademisyenler dahi girdi, giriyor.
Rümeysa Öztürk altı haftadan fazla gözaltında tutulmuştu
Tufts Üniversitesi doktora öğrencisi Rümeysa Öztürk, 25 Mart akşamında iftar için evinden çıktığında sokak ortasında ters kelepçeyle gözaltına alınmıştı.
Öztürk, okuduğu üniversitenin Filistin soykırımını tanıması ve İsrail bağlantılı şirketlerle bağını koparması için çağrı yapılan bir makalenin ortak yazarıydı.

Tufts Üniversitesi’nden arkadaşlarına göre ABD üniversitelerinde ‘Filistin gösterilerine destek verenleri fişleyen’ bir internet sitesi Öztürk’ün kişisel bilgilerini paylaşmıştı.
Altı haftadan fazla gözaltında tutulduktan sonra mahkeme kararıyla serbest kalan Öztürk, 45 gün boyunca özgürlüğünden ve eğitiminden mahrum bırakıldığını söylemişti.
‘Amerikan değerlerine ihanet’
AAUP başkanı Todd Wolfson, Trump yönetiminin öğrencileri siyasi görüşleri yüzünden sınırdışı etme girişimini ‘Amerikan değerlerine ihanet’ diye niteledi:
”Bu dava neyin peşinde olduklarını ortaya çıkardı: Muhalefete yeltenen herkesi korkutup susturmak” dedi Wolfson. ”Eğer karşı koyamazsak, Trump’ın düşünce polisi yalnızca Filistin yanlısı seslerin değil, ağzını açan herkesin peşine düşecek.”
Davacıları temsil eden Knight First Amendment Institute direktörü Jameel Jaffer, kararı, ‘tarihi’ diye niteledi:
”Hükümet sırf siyasi görüşlerini beğenmedi diye insanları hapse atabilecekse Anayasa’daki Birinci Değişikliğin hiçbir anlamı yok. Mahkemenin bu temel ilkeye, yani demokrasimizin yapıtaşına, yeniden sahip çıkmasını memnuniyetle karşılıyoruz.”