İngiltere’nin saygın dergilerin the Economist, yolsuzluk ve ideoloji kavramlarını ele aldığı makalesinde Başbakan Tayyip Erdoğan’la ilgili sert ifadeler kullandı. Başbakan Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin’in komünist yönetimi birbirine benzettiği makalede, ‘ahlakçılık yapan liderlerin yolsuzluğa karışmasını’ irdeledi.
The Economist’in ‘Çünkü biz buna layıkız’ başlıklı makalesi özetle şöyle:
Putin’in iki yüzü
* Rusya siyasetini dışarıdan izleyenlerin kafasının karışması haklı görülebilir. Devlet Başkanı Vladimir Putin bir yandan kendisini bir yandan kutsal bir medeniyetin dümenindeki kişi ve metroseksüel Batı’ya karşı ahlaki bir sipermiş gibi sunuyor. Diğer yandan, kafadarları ülkeyi sürekli yağmalıyor gibi görünüyor. Rusya’daki haberler, ideolojik (ve askeri) bir boy gösterisiyle, rüşvet iddiaları arasında ikiye bölünmüş durumda.
Erdoğan’ın yanıtı ahlaki değildi
* Rusya’nın hükümeti, kibirli bir retorikle rüşveti birleştirmekte yalnız da değil. Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan ülkenin Osmanlı ihtişamını yeniden tesis etmek ve halkın ahlakını ‘parlatmak’ istiyor. Alkol satışını kısıtladı ve zinayı yasaklamaya çalıştı. Buna rağmen bakanlarının rüşvet aldığına ilişkin kanıtlarla yüzyüze kalınca, hükümeti yerine polisi ve savcıları tasfiye etti. Bu, pek ahlaki bir yanıt değildi.
Çin’deki ‘çaba’ göstermelik
* Çin’deki Komunist Parti’nin yetkilileri etik liderliğe dair Maocu kavramlardan ve açıkça telaffuz edilmese de, dürüstlükleri için cennet tarafından bahşedildiğine inanılan, Konfüçyus öğretisine dayalı bir yetkiden güç alıyor. Düzenin ve istikrarın garantörü gibi gösteriyorlar kendilerini. Fakat bu sırada aileleri karun kadar zenginler. Son dönemde atılan yolsuzluk karşıtı adımlar bazı önde gelen isimleri köşeye sıkışturdı ama nakit akışına ciddi bir darbe vurmadı. Kaliforniya’daki Claremont McKenna Koleji’nden Minxin Pei’nin dediği gibi, Çinli liderler ‘aşırı ahlakçılıkla aşırı yolsuzluk arasında fazla çaba harcamadan gidip gelebiliyor‘.
Vatandaş niçin tahammül ediyor?
* İster İngiltere’de, ister ABD’de olsun, her ülkede şarlatanlar ve dolandırıcılar vardır. Latin Amerikalı diktatörler veya Afrika’daki hırsızlar halklarına hizmet ettiklerini savunur. Neredeyse hiçbiri çaldığını itiraf etmez. Fakat ahlaki davaları öne çıkararak kendi davranışları hakkında yargıda bulunulmasına davetiye çıkaran, fakat bu sırada dolandırıcılığa dokunmayan liderlerde özellikle rahatsız edici bir şeyler var. Sıradan gözlemciler, vatandaşların bu ikiyüzlülüğe niçin tahammül ettiğini ve bu liderlerin aynaya nasıl bakabildiğini merak ediyor.
Hırsızlık, Erdoğan’ın düşmanları kadar gerçek
* Bu rejimler arasındaki bütün farkılılıklara rağmen, bazı ortak yanıtlar var. Bu yanıtlar, ideolojinin yararlarına ve iktidarın aşındırıcı etkilerine ışık tutuyor. Bu hükümetlerin her biri, kendi dolandırıcılıklarını gizlemeye çalışıyor. Türkiye’de ürkek medya, yolsuzluk iddialarını darbecileri ve yabancı sabotajcıların işi olarak sunuyor. (Esasında Erdoğan’ın iç düşmanları gerçek. Fakat hırsızlık da öyle.) Çin, yolsuzlukla ilgili atlatma haberer nedeniyle yabancı gazeteleri cezalandırıyor. Rus yetkililer hakkında basına bilgi vermek tehlikeli, hatta ölümcül.
Çalışıyorsa, çalsın
* Bu ülkelerde vatandaşlar çoğunlukla aldatılmış veya şaşkın hissetmiyor. Diğer mağdur halklardaki gibi, hükümetin ideolojisi ne olursa olsun, konumunu kullanarak kâr elde etmek yaygın bir biçimde kaçınılmaz görülüyor. Gerçek soru, yolsuzluk yapanların kendilerinin yanı sıra halklarının yaşam standartlarını iyileştirip iyileştirmediğiyle ilgili hale geliyor. Ve, bütün hatalarına rağmen, söz konusu hükümetler bunu yapmış durumda.
‘Türkler tembel olmayanı seviyor’
* Türkiyeli yazar Elif Şafak’a göre, Türkler ‘hem yolsuz hem de tembel yetkililer görmeye öyle alışkın ki, kamu fonlarından para çalan veya yetkilerini kendi çıkarları için kullanan ama aynı zamanda da çalışanlar daha iyi bir alternatif olarak’ görülüyor. Birçok Çinli, refah karşılığında üst düzey yetkililerin günahlarını bağışlamaya hazır. Ruslar da, 1990’lardaki karmaşadan sonra yakın zamana kadar, ekonomik istikrarı Putin’i desteklemek için yeterli bir neden olarak görüyordu.
Kompleksleri kullanıyorlar
* Putin’in mesihvari milliyetçiliği, Erdoğan’ın İslamcılığı ve Çinli liderlerin fedakarlığa dair tembihleri pespayelik durumunu biraz hafifletiyor. Rüşvete dayalı bir hükümetle yaşamak aşağılayıcı. Fakat özel bir ulusal misyon veya kader fikri teselli edici olabilir. Carnegie Moskova Merkezi’nden Lilia Shevtsova, ”Ruslar, kompleksleri ve kaybolan hayallerinin telafi edilmesi karşılığında, Putin’in yolsuzluğunu geçici olarak unutmayı kabul etti” diyor. Putin’in Rus ihtişamını yeniden tesis etme girişiminin kilit parçası olan Kırım’ın ilhakı da bunun bir örneği.
Ahlakçılık kullanışlı geliyor
* Erdoğan’ı eleştirenler, dini söyleminin benzer bir amaca hizmet ettiğini düşünüyor. Çin siyaseti yorumcuları da, üst yönetimin temiz liderliğe dair eski nosyonlara riayet ederek bazen köylülerin barakalarını ziyaret etmek gibi ‘aşağılayıcı’ gösteriler düzenlediğine dikkat çekiyor. Dolayısıyla, çelişkili gibi görünse de, ahlak dersi veren ideolojiler yolsuzluğa karşı kullanışlı bir örtü sağlayabiliyor.
* Yetkililerin kendi ikiyüzlülüklerini haklı gösterme yöntemleri arasında da benzerlikler vari. Çin, Rusya ve Türkiye ekonomileri yakın zamana kadar etkileyici bir biçimde büyüdü. Bu ülkelerin üçünde de, bazıları rüşvetçileri ulusa hizmet eden komisyonlardan farklı görmüyor. Hırsızlık gibi görünen şey, bir tür adalet haline geliyor.
* Ve bütün bu ülkelerde rüşvet, bundan yararlananlar tarafından ciddi anlamda etik dışı görülemeyecek kadar yaygın.
Yönetilen için aşağılayıcı
* Sahtekarlar için ülkelerinin ikili bir odaktan görülmesi de şart. Rusya ulusların üzerinde bir ışık; Türkiye, Sünni İslam’ın bir cevheri; Çin de dünyanun geçmişteki ve gelecekteki üstün gücü. Fakat tüm bunlar teoride kalıyor. Bu ideallerin gerçek hayattaki yansımaları, onların gözünde, kapalı kapılar ardında küçümsedikleri insanların benimsediği karmaşık bir durumdan ibaret. Bu kibirli ideolojinin kötü yanıysa, muktedirler için ne kadar kazançlıysa, yönetilenler için o kadar aşağılayıcı olması.